Archive

Archive for the ‘Genel’ Category

Uzun bir aradan sonra…

August 1st, 2010 Shibumi No comments

Uzun bir aradan sonra tekrar birlikteyiz. New Jersey’den New York’a taşınma işleri, Türkiye’den yeğenimin gelmesi, ve diğer birkaç işten ötürü uzun bir süre Yediyol’dan uzak kalmıştık.

Geri döndük, tekrar Yediyoldayız. Yediyol’u izlemeye devam…

Categories: Genel, Uncategorized Tags:

Hayatınızdaki En Vazgeçilmez İcatlar

June 12th, 2010 Shibumi No comments
Hayatınızda olmazsa yaşamınızı sürdürmenizin zorlaşacağı, en çok ihtiyacınız olan icatların ne olduğunu düşündünüz mü hiç? Soruyu cevaplamadan, evde ya da işyerinde geçirdiğiniz bir günü hayal edin.
Saatinizin alarmı bu sabah sizi uyandırdı mı? Duş aldınız mı ya da dişlerinizi fırçaladınız mı? Buzdolabından birşeyler içtiniz mi? Sobanız ya da klimanız rahat etmeniz için odanızı ısıttı ya da serinletti mi? Çamaşır makinenizin yıkadığı mis gibi kokan elbisenizi giydiniz mi?
Modern yaşamın hızlı koşuşturmasına rağmen, bu aletler bilim insanlarının çabaları sonucu icat edildi. Tüm bu cihazların arkasında yatan bir hikaye bulunuyor. İşte hayatımızın vazgeçilmezi olan 10 icat:
Saat: İster dijital, ister analog saati tercih edin, sınıfınızın duvarında, ofisinizde masada, bankada, hastanede ya da işe, okula giderken duvarda mutlaka bir saatle karşılaşırsınız. Eğer bunlar yetmezse, arabanızda, DVD oynatıcılarda, uydu cihazlarında, televizyonlarda, mikrodalga fırında, kahve makinesinde ve fırınlarda da saat görebilirsiniz. Zaman her yerde karşınıza çıkıyor. İlk saat toprağa kısmen gömülü bir çubuk parçasıydı. Güneş gökyüzünde dönüşünü tamamlarken çubuğun gölgesinin mesafesi ölçülebilir artışlar şeklinde hareket ediyordu. Bu zamanı söylemenin akıllı bir yoluydu. Güneş büyük bir göstergeydi, ancak sistem gece ya da hava bulutlu olduğunda çalışmıyordu. Diğer problem ise günün uzunluğu yıl boyunca değişiyordu, zamanı belirlemek zor oluyordu. İkinci yüzyılda, Yunanlı bir gökbilimci, eğik nesneleri dünyanın eksenine paralel yerleştirmenin mevsime bakmaksızın tutarlı artış ölçümleri sağladığını anladı. Bu zaman ölçümlerini standartlaştırıyordu. Güneş olmadığında ise genellikle mumlar kullanıldı. 14. yüzyılın başlarında mekanik saat sahneye çıktı. Hiç kimse bu saati kimin icat ettiğini bilmiyor. Dünya değişmeye başlıyordu. Daha hızlı bir koşuşturma vardı ve insanlar işlerini organize etmek için saati kullanıyorlardı.
Tuvalet: Tesisat sisteminin Mezopotamya’ya gelişi M.Ö 2500 yıllarında oldu. Bu Romalılar’ın uyguladığı geniş tesisat planıydı. Orta Çağ’a kadar, Avrupalılar çöplerini pencereden dışarıya atıyorlardı ve her evde oturak bulunuyordu. Londra caddelerindeki kuvvetli pis koku korkunçtu ve etkili bir kolera salgınından sonra, kapsamlı bir kanalizasyon sistemi yapılması öncelik kazandı. Sonra alaturka tuvalet sistemi geldi. İlk kez sifonu bulan ise John Harrington idi. Thomas Twyford ise, 1885 yılında ilk seramik ve sifonlu tuvaleti icat eden kişi oldu.
Buzdolabı: Buzdolabınız olmasaydı içeceğiniz için buzunuz olmayacak ve yiyecekleri taze tutamayacaktınız. Yumurta, süt, peynir, et ve yağ gibi birçok temel yiyecek maddesini az miktarlarda almak zorunda kalacaktınız. Modern buzdolaplarının babası, Carl von Linde, doğrudan buzdolabını icat etmedi. Borulardaki gazın yoğunlaşarak sıvı hale geçmesini sağlayan bir süreç geliştirdi. Bu sürecin ilginç bir yan etkisi vardı: sistem ısıyı emiyordu. Yiyecekleri korumak için geliştirilen ilk buzdolabı 1911 yılında yapıldı. Daha pratik, bağımsız olan model ise 1923 yılında Frigidaire tarafından toplu üretimi yapıldı.
Çamaşır makinesi: İnsanlar çamaşırlarını yıkamak için değişik yollar buldular. Romalılar’ın yaptığı gibi çamaşırlarını nehirde bir taşın üzerinde döven kadınları görmüşsünüzdür. Birkaç yüz yıl sonra, taşın yerini çamaşırları fırçalamak için geliştirilen tahtalar aldı. Fakat, süreç halen yavaş ve yorucuydu. Çalkalama makinesi geliştirildiğinde, her şey değişmeye başlamıştı. Bu pedallar ya da dingiller, kirli çamaşırlarla birlikte su borularının içine asıldı. Ve sonra elle ileri geri çevrildi. Bu kas gücü gerektiriyordu. Fakat, süreç bugün çamaşırları temizlemede kullandığımız sisteme benziyor. 1908 yılında, Alva J. Fisher modern çamaşır makinesini icat etti. “Thor” ismi verilen makine, elektrik motoruyla çalışan ilk çamaşır makinesiydi. Modern çamaşır makineleri ikili tambur sistemini kullanıyor. Dış tambur suyu makinenin içinde tutarken, iç tambur çamaşırları çalkalayıcının yakınında tutuyor. Yıkama başladığında, iç tambur dönüyor, yüzlerce delik sayesinde suyu akıtıyor. Son turda, çamaşır makinesinin iç tamburu yaklaşık saatte 130 kilometre hızla dönüyor.
Telefon: Bundan 150 yıl kadar önce Alexander Graham Bell, telefonun icadına inanmasına rağmen, İtalyan göçmen Antonio Meucci bu onuru hak etti. Meucci, icat ettiği ”konuşan telgraf”a patent almak için gerekli parayı bulamadı, kendisiyle aynı laboratuarı kullanan Graham Bell kendi telefon versiyonu için 1876 yılında patent aldı. Bugün cep telefonları sabit hatlı telefonların yerini çok hızlı aldı.
Ses kayıt cihazı: MP3 çalarınız, cebinize girebilecek kadar küçük, taşınabilir müzik makinesidir. Bu cihazda binlerce şarkı saklayabilir ve istediğinizde dinleyebilrsiniz. Basit bir klikle seçimlerinizi değiştirebilir, ruh halinize göre istediğiniz şarkıyı dinlersiniz. İlk gramafonda silindir şeklinde taş plaklar kullanılıyordu. Gramofonun tarihi 1877′de Edison’un keşfettiği aletle başlar. Bu aletle bir diyafram, iğne ve iğnenin üzerinde gezdiği kalay yaprağı kullanıldı. Kaydetme ve dinleme işleri için iki ayrı sistem vardı. Bu zamana kadar fonoğraf olarak adlandırılan alet, 1885′te telefonun kaşifi Bell’in kaydetmede balmumu kullanarak geliştirdiği makina ile birlikte gramafon adını aldı. MP3 çalarınız ise, hard disk ve müzikleri depolamak için karmaşık sıkıştırılmış dosyalar kullanıyor. Dijital ses kayıt cihazları ise daha karmaşık kayıt yöntemleri kullanıyorlar.
Televizyon: Televizyon fikri 19. yüzyılın sonlarında doğdu. Başlangıcından aydaki ilk yürüyüşün televizyonda gösterilmesine kadar 90 yıl geçti. Televizyondan önce, insanlar haberleri ve eğlence programlarını dinlemek için radyo kullanıyordu. Bundan önce ise, gazetelere ve arkadaşların, komşuların bilgilerine güveniyorlardı. 2. Dünya savaşının sonunda ilginç ve önemli bir gelişme olarak televizyon ortaya çıktı. Dünyada bugün 1,5 milyardan fazla televizyon alıcısı var ve bu sayı her geçen gün artıyor. Yeni televizyon teknolojileri birbirleriyle yarışıyor.
Klima: Sıcak hava dalgasının ortasında, klimanızın olması harikadır. Willis Carrier, içerdeki havayı serinletme yöntemini icat etmeden önce, sıcak havada rahat etmek çok zordu. Güzel, soğuk bir içecek yardımcı olabilir ve ancak ısı kontrollü bir evin yerini tutamaz. 1902 yılında, bir basım fabrikasındaki işlem kontrolünü geliştirmek için tasarlanan icadı sadece sıcaklığı kontrol etmekle kalmıyor aynı zamanda nemide kontrol ediyordu. Düşük ısı ve nem uygun kâğıt ölçülerini yakalamayı ve mürekkep hizalamasını sağlayacaktı.Daha sonra Carrier’in teknolojisi, işyerlerindeki verimliliği arttırmak için kullanıldı. 1906 yılında patent aldıktan sonra ticari cihaz olarak satıldı. Ancak ev tipi klimalar 1928 yılında piyasaya çıktı.
Mikrodalga fırın: Evlerde kullanılan mikrodalga fırın 1967 yılında piyasa çıktığında, yemekler birkaç dakika içinde hazırlanmaya başlandı. Ortalama düzeydeki bir mikrodalga fırın, eti geleneksel fırınlardan 6 kat daha hızlı pişiriyor. Mutfakta geçireceğiniz zaman azalıyor. Mikrodalgalar, 2. Dünya Savaşı’nda radar keşfi için kullanıldı, bu dalgaların fırınlarda uygulanması şans eseri 1940′ların ortasında oldu. Percy LeBaron Spencer’ın mikrodalgaların mutfakta kullanım potansiyelini, cebindeki çikolatalı fıstıklı gofreti erimiş halde bulduğunda keşfettiği söylenir; mikrodalga yayan ve magnetron adı verilen bir aygıtın önünden az önce geçen bilimadamı çikolatayı eriten şeyin o olup olmadığını araştırmaya karar verdi. 1946 yılında Boston’daki bir restorana mikrodalga fırının ilk prototipini yerleştirdi. Prototip başarılı olunca, Raytheon firması ilk ticari mikrodalga fırınını Radarange adıyla 1967 yılında üretti.
Bilgisayar: Avrupa’da modern bilgisayarların başlangıç çalışmalarını yapan matematikçi, İngiliz bilim adamı Charles Babbage, 1840 yılında mekanik “Analitik Makine”yi tasarlamıştı. 2. Dünya savaşında Amerikan ordusu tarafından kullanılan bilgisayar yaklaşık 16,7 metre uzunluğunda, 2,4 metre yüksekliğindeydi. Bu elektronik bilgisayarlar vakum lambası teknolojisini kullanıyordu ve çok büyük pahalıydı. Transistörlerin ve entegre devrelerin kullanımıyla elektronik bilgisayarların daha da küçüldü. 1977 yılında, Apple II kişisel bilgisayar piyasaya çıktı ve bunu birkaç yıl sonra IBM PC takip etti. 30 yıl içinde bilgisayarlar, iş dünyası, eğlence ve dünya ileşitimi yolunda tamamıyla değiştirildi.

Hayatınızda olmazsa yaşamınızı sürdürmenizin zorlaşacağı, en çok ihtiyacınız olan icatların ne olduğunu düşündünüz mü hiç? Soruyu cevaplamadan, evde ya da işyerinde geçirdiğiniz bir günü hayal edin.

Saatinizin alarmı bu sabah sizi uyandırdı mı? Duş aldınız mı ya da dişlerinizi fırçaladınız mı? Buzdolabından birşeyler içtiniz mi? Sobanız ya da klimanız rahat etmeniz için odanızı ısıttı ya da serinletti mi? Çamaşır makinenizin yıkadığı mis gibi kokan elbisenizi giydiniz mi?

Modern yaşamın hızlı koşuşturmasına rağmen, bu aletler bilim insanlarının çabaları sonucu icat edildi. Tüm bu cihazların arkasında yatan bir hikaye bulunuyor. İşte hayatımızın vazgeçilmezi olan 10 icat:

Saat: İster dijital, ister analog saati tercih edin, sınıfınızın duvarında, ofisinizde masada, bankada, hastanede ya da işe, okula giderken duvarda mutlaka bir saatle karşılaşırsınız. Eğer bunlar yetmezse, arabanızda, DVD oynatıcılarda, uydu cihazlarında, televizyonlarda, mikrodalga fırında, kahve makinesinde ve fırınlarda da saat görebilirsiniz. Zaman her yerde karşınıza çıkıyor. İlk saat toprağa kısmen gömülü bir çubuk parçasıydı. Güneş gökyüzünde dönüşünü tamamlarken çubuğun gölgesinin mesafesi ölçülebilir artışlar şeklinde hareket ediyordu. Bu zamanı söylemenin akıllı bir yoluydu. Güneş büyük bir göstergeydi, ancak sistem gece ya da hava bulutlu olduğunda çalışmıyordu. Diğer problem ise günün uzunluğu yıl boyunca değişiyordu, zamanı belirlemek zor oluyordu. İkinci yüzyılda, Yunanlı bir gökbilimci, eğik nesneleri dünyanın eksenine paralel yerleştirmenin mevsime bakmaksızın tutarlı artış ölçümleri sağladığını anladı. Bu zaman ölçümlerini standartlaştırıyordu. Güneş olmadığında ise genellikle mumlar kullanıldı. 14. yüzyılın başlarında mekanik saat sahneye çıktı. Hiç kimse bu saati kimin icat ettiğini bilmiyor. Dünya değişmeye başlıyordu. Daha hızlı bir koşuşturma vardı ve insanlar işlerini organize etmek için saati kullanıyorlardı.

Tuvalet: Tesisat sisteminin Mezopotamya’ya gelişi M.Ö 2500 yıllarında oldu. Bu Romalılar’ın uyguladığı geniş tesisat planıydı. Orta Çağ’a kadar, Avrupalılar çöplerini pencereden dışarıya atıyorlardı ve her evde oturak bulunuyordu. Londra caddelerindeki kuvvetli pis koku korkunçtu ve etkili bir kolera salgınından sonra, kapsamlı bir kanalizasyon sistemi yapılması öncelik kazandı. Sonra alaturka tuvalet sistemi geldi. İlk kez sifonu bulan ise John Harrington idi. Thomas Twyford ise, 1885 yılında ilk seramik ve sifonlu tuvaleti icat eden kişi oldu.

Buzdolabı: Buzdolabınız olmasaydı içeceğiniz için buzunuz olmayacak ve yiyecekleri taze tutamayacaktınız. Yumurta, süt, peynir, et ve yağ gibi birçok temel yiyecek maddesini az miktarlarda almak zorunda kalacaktınız. Modern buzdolaplarının babası, Carl von Linde, doğrudan buzdolabını icat etmedi. Borulardaki gazın yoğunlaşarak sıvı hale geçmesini sağlayan bir süreç geliştirdi. Bu sürecin ilginç bir yan etkisi vardı: sistem ısıyı emiyordu. Yiyecekleri korumak için geliştirilen ilk buzdolabı 1911 yılında yapıldı. Daha pratik, bağımsız olan model ise 1923 yılında Frigidaire tarafından toplu üretimi yapıldı.

Çamaşır makinesi: İnsanlar çamaşırlarını yıkamak için değişik yollar buldular. Romalılar’ın yaptığı gibi çamaşırlarını nehirde bir taşın üzerinde döven kadınları görmüşsünüzdür. Birkaç yüz yıl sonra, taşın yerini çamaşırları fırçalamak için geliştirilen tahtalar aldı. Fakat, süreç halen yavaş ve yorucuydu. Çalkalama makinesi geliştirildiğinde, her şey değişmeye başlamıştı. Bu pedallar ya da dingiller, kirli çamaşırlarla birlikte su borularının içine asıldı. Ve sonra elle ileri geri çevrildi. Bu kas gücü gerektiriyordu. Fakat, süreç bugün çamaşırları temizlemede kullandığımız sisteme benziyor. 1908 yılında, Alva J. Fisher modern çamaşır makinesini icat etti. “Thor” ismi verilen makine, elektrik motoruyla çalışan ilk çamaşır makinesiydi. Modern çamaşır makineleri ikili tambur sistemini kullanıyor. Dış tambur suyu makinenin içinde tutarken, iç tambur çamaşırları çalkalayıcının yakınında tutuyor. Yıkama başladığında, iç tambur dönüyor, yüzlerce delik sayesinde suyu akıtıyor. Son turda, çamaşır makinesinin iç tamburu yaklaşık saatte 130 kilometre hızla dönüyor.

Telefon: Bundan 150 yıl kadar önce Alexander Graham Bell, telefonun icadına inanmasına rağmen, İtalyan göçmen Antonio Meucci bu onuru hak etti. Meucci, icat ettiği ”konuşan telgraf”a patent almak için gerekli parayı bulamadı, kendisiyle aynı laboratuarı kullanan Graham Bell kendi telefon versiyonu için 1876 yılında patent aldı. Bugün cep telefonları sabit hatlı telefonların yerini çok hızlı aldı.

Ses kayıt cihazı: MP3 çalarınız, cebinize girebilecek kadar küçük, taşınabilir müzik makinesidir. Bu cihazda binlerce şarkı saklayabilir ve istediğinizde dinleyebilrsiniz. Basit bir klikle seçimlerinizi değiştirebilir, ruh halinize göre istediğiniz şarkıyı dinlersiniz. İlk gramafonda silindir şeklinde taş plaklar kullanılıyordu. Gramofonun tarihi 1877′de Edison’un keşfettiği aletle başlar. Bu aletle bir diyafram, iğne ve iğnenin üzerinde gezdiği kalay yaprağı kullanıldı. Kaydetme ve dinleme işleri için iki ayrı sistem vardı. Bu zamana kadar fonoğraf olarak adlandırılan alet, 1885′te telefonun kaşifi Bell’in kaydetmede balmumu kullanarak geliştirdiği makina ile birlikte gramafon adını aldı. MP3 çalarınız ise, hard disk ve müzikleri depolamak için karmaşık sıkıştırılmış dosyalar kullanıyor. Dijital ses kayıt cihazları ise daha karmaşık kayıt yöntemleri kullanıyorlar.

Televizyon: Televizyon fikri 19. yüzyılın sonlarında doğdu. Başlangıcından aydaki ilk yürüyüşün televizyonda gösterilmesine kadar 90 yıl geçti. Televizyondan önce, insanlar haberleri ve eğlence programlarını dinlemek için radyo kullanıyordu. Bundan önce ise, gazetelere ve arkadaşların, komşuların bilgilerine güveniyorlardı. 2. Dünya savaşının sonunda ilginç ve önemli bir gelişme olarak televizyon ortaya çıktı. Dünyada bugün 1,5 milyardan fazla televizyon alıcısı var ve bu sayı her geçen gün artıyor. Yeni televizyon teknolojileri birbirleriyle yarışıyor.

Klima: Sıcak hava dalgasının ortasında, klimanızın olması harikadır. Willis Carrier, içerdeki havayı serinletme yöntemini icat etmeden önce, sıcak havada rahat etmek çok zordu. Güzel, soğuk bir içecek yardımcı olabilir ve ancak ısı kontrollü bir evin yerini tutamaz. 1902 yılında, bir basım fabrikasındaki işlem kontrolünü geliştirmek için tasarlanan icadı sadece sıcaklığı kontrol etmekle kalmıyor aynı zamanda nemide kontrol ediyordu. Düşük ısı ve nem uygun kâğıt ölçülerini yakalamayı ve mürekkep hizalamasını sağlayacaktı.Daha sonra Carrier’in teknolojisi, işyerlerindeki verimliliği arttırmak için kullanıldı. 1906 yılında patent aldıktan sonra ticari cihaz olarak satıldı. Ancak ev tipi klimalar 1928 yılında piyasaya çıktı.

Mikrodalga fırın: Evlerde kullanılan mikrodalga fırın 1967 yılında piyasa çıktığında, yemekler birkaç dakika içinde hazırlanmaya başlandı. Ortalama düzeydeki bir mikrodalga fırın, eti geleneksel fırınlardan 6 kat daha hızlı pişiriyor. Mutfakta geçireceğiniz zaman azalıyor. Mikrodalgalar, 2. Dünya Savaşı’nda radar keşfi için kullanıldı, bu dalgaların fırınlarda uygulanması şans eseri 1940′ların ortasında oldu. Percy LeBaron Spencer’ın mikrodalgaların mutfakta kullanım potansiyelini, cebindeki çikolatalı fıstıklı gofreti erimiş halde bulduğunda keşfettiği söylenir; mikrodalga yayan ve magnetron adı verilen bir aygıtın önünden az önce geçen bilimadamı çikolatayı eriten şeyin o olup olmadığını araştırmaya karar verdi. 1946 yılında Boston’daki bir restorana mikrodalga fırının ilk prototipini yerleştirdi. Prototip başarılı olunca, Raytheon firması ilk ticari mikrodalga fırınını Radarange adıyla 1967 yılında üretti.

Bilgisayar: Avrupa’da modern bilgisayarların başlangıç çalışmalarını yapan matematikçi, İngiliz bilim adamı Charles Babbage, 1840 yılında mekanik “Analitik Makine”yi tasarlamıştı. 2. Dünya savaşında Amerikan ordusu tarafından kullanılan bilgisayar yaklaşık 16,7 metre uzunluğunda, 2,4 metre yüksekliğindeydi. Bu elektronik bilgisayarlar vakum lambası teknolojisini kullanıyordu ve çok büyük pahalıydı. Transistörlerin ve entegre devrelerin kullanımıyla elektronik bilgisayarların daha da küçüldü. 1977 yılında, Apple II kişisel bilgisayar piyasaya çıktı ve bunu birkaç yıl sonra IBM PC takip etti. 30 yıl içinde bilgisayarlar, iş dünyası, eğlence ve dünya ileşitimi yolunda tamamıyla değiştirildi.

Categories: Genel Tags:

Bart Simpson ve Lost

May 24th, 2010 Shibumi No comments

Dün akşam (23 Mayıs 2010) Lost dizisinin son bölümü yayınlandı. Akşam 7′de başlayan dizinin son bölümü gece 11:30′a kadar sürdü.

Yine dün akşam “The Simpsons” isimli dizinin 21. Sezonunun son bölümü yayınlandı. Akşam 8′de başlayan dizi 8:30′da bitti. Simpsonları izleyenler bilirler ki nerdeyse her bölümün açılışı farklıdır. Ve her açılıştan önce klasik olarak Bart, Homer, Marge, Lisa ve Maggie gösterilir. Bu gösterimler esnasında Bart, okuldan sonra cezaya kalmış, tahtaya tekrar tekrar birşeyler yazar. Dün akşam yazdıkları her zamanki gibi çok anlamlıydı…

Bart tahtaya şöyle yazmıştı: “END OF “LOST”: IT WAS ALL THE DOG’S DREAM. WATCH US”. Yani “LOST’UN SONU: BÜTÜN HERŞEY KÖPEĞİN GÖRDÜĞÜ BİR RÜYAYDI. BİZİ İZLEYİN”.

Bart süper bir karakter… Favori karakterim…

Simpsons-Lost

Categories: Genel, Pixel Tags: , ,

Photoshop CS5 touch on Capitol Hill

May 18th, 2010 Shibumi No comments

13 Ekim 2007′de Washington DC’e yaptğımız bir gezide çektiğim Kongre Merkezi fotoğrafını Photoshop CS5 ile editleme…

Content Aware ve HDR uygulamasından sonra…

Capitol Hill Orjinal Fotoğraf

Capitol Hill Orjinal Fotoğraf

Capitol Hill CS5 ile Editlenmiş

Capitol Hill CS5 ile Editlenmiş

Categories: Genel, Pixel Tags: , , , ,

ZÜBEYR Bin AVVAM (r.a)

January 13th, 2010 Shibumi No comments

İslamiyetle şereflenenlerin ilklerindendir. “Aşere-i Mübeşşere” diye tabir edilen ve hayatta iken Peygamber Efendimiz (asm) tarafından cennetle müjdelenen on sahabeden biridir. Soyu, Peygamber Efendimizin mübarek silsilesi ile dedeleri Kusay’da birleşir. İslam’a büyük hizmetlerde bulunup, kahramanlığıyla tanınırdı. Künyesi, Zübeyr bin Avvam bin Huveylid bin Esad bin Abduluzza bin Kusay bin Kilab şeklindedir. Read more…

Categories: Genel Tags: , ,

MUS’AB Ibn UMEYR (r.a)

January 13th, 2010 Shibumi No comments

Ashab-i kirâm’in ileri gelenlerinden Künyesi Ebâ Muhammed’tir. Mekke’nin zengin ailelerinden olup, yakisikli ve güzel giyinen bir gençti. Anne ve babasi onun üzerine titrerdi. Özellikle, Mekke’nin en zenginlerinden sayilan annesi, ogluna güzel elbiseler giydirir ve güzel kokular sürerdi. Mekkeliler de onu hayranlikla seyrederlerdi. Bir defasinda Hz. Peygamber de onun hakkinda söyle buyurmustu: “Mekke’de Mus’ab b. Umeyr’den daha güzel giyinen, daha yakisikli ve nimetler içinde yüzen baska bir genç görmedim” (Ibn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, Beyrut 1960, III, 116). Read more…

Categories: Genel Tags: , ,

Mahalle Maçlarındaki İlginç Kurallarımız

November 30th, 2009 Shibumi No comments
  • Üç korner Bir penaltıydı
  • En iyi oynayan iki kişi aynı takımda yer alamazdı
  • Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.
  • Abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip küfür edilirdi.
  • Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.
  • Anne-baba çağırınca maç biterdi.
  • Topu patlatan parasını öderdi
  • Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.
  • Kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe Açılsana 3 kere sektirdim derdi rakip açılırdı.
  • Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse işetilirdi
  • Penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. Eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı.
  • Frikiklerde baraj mesafesi, frikiği kullanacak olan kişinin kocaman 3 adım atmasıyla belirlenirdi.
  • Top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. Topu ilk kim kaparsa o takımda başlardı.
  • Gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse gol yiyen takım 360 derece dönerek durumu kabullenirdi.
  • Eğer bir oyuncu faule maruz kalmışsa ama devam etmek istiyorsa, rakip futbolculardan birinin yürümesini dahi bahane ederek: “Adamın devam ediyor.” derdi.
  • Atan alır mevzusu vardı. Eğer top kime çarpıp abuk zubuk biyere kaçmışsa topun gittiği yer neresi olursa olsun koşa koşa gidip alırdı.
  • Eğer kaleci dahil herkes çalımlanmışsa kale çizgisinde yere yatılarak topa kafa vurulurdu
Categories: Genel Tags: , ,

Efendimiz’in her sabah okuduğu dua

November 3rd, 2009 Shibumi No comments

Efendimiz'in her sabah okuduğu dua

İnsanoğlunun en büyük düşmanı olan ve bu düşmanlığını da kıyamete kadar sürdürecek olan şeytanı kendimizden uzaklaştırmak aslında çok kolay.Her sabah evden çıkarken okuyacağımız bir dua şeytanları bizden uzaklaştırıyor.

İşte Peygamber Efendimiz’in her sabah evden çıkarken okuduğu ve sahabe efendilerimize okumasını tavsiye ettiği o duayı içinde barındıran hadis-i şerif:

Bir insan sabah evinden çıkarken şöyle dua ederse:

“Bismillâh, tevekkeltü alallâh, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” bu durumda ona şöyle denir:

Sen hidayet üzeresin, bu dua sana kafidir ve sen korunacaksın. Şeytanlar da ondan uzaklaşır. Ebu Davud

Categories: Genel Tags: , , ,

Ebru TV’ye 3 Emmy Ödülü

September 27th, 2009 Shibumi No comments
ABD’de yaşayan Türkler tarafından kurulan ve İngilizce yayın yapan ‘Ebru TV’ bölgesel bazda verilen Emmy ödülüne layık görüldü.
ABD’nin Philadelphia kentindeki Loews otelinde düzenlenen ve Pennsylvania, New Jersey ve Delaware eyaletlerinde, ABC, NBC, PBS, FOX gibi önde gelen Amerikan televizyon kanallarının bir yıl içindeki programlarının yarıştığı ‘Orta Atlantik Bölgesi Emmy Ödülleri’ töreninde, Ebru TV iki kategoride üç ödül aldı. Program ana başlığında, ‘Tarih ve Kültür Programları’ dalında, Nasuhi Yurt ve Gökhan Nalçacı’nın yapımcılığını üstlendiği ‘World in America: Taiwan’ (Amerika’daki Dünya: Tayvan) adlı program ödüllendirilirken, ‘Bilim ve Sağlık Programları’ kategorisinde de Nasuhi Yurt ve Doktor Muzaffer M. Tabanlı’nın yapımcısı olduğu ‘Matter and Beyond: Artificial Intelligence’ (Madde ve Ötesi: Yapay Zekâ) adlı program ödüle layık bulundu. Ebru TV’ye üçüncü ödül ise ‘Grafik Sanatları/Animasyon’ ana başlığında, ‘Program Jeneriği’ dalında verildi. ‘Open Forum’ (Açık Forum) adlı yapımın genç tasarımcısı Ayhan Cebe, Ebru TV’den ödüle layık görülen üçüncü isim oldu. ABD’nin New Jersey eyaletinden yayın yapan Ebru TV, yayınlarında ağırlıklı olarak sosyal içerikli ve Türk kültürünü tanıtıcı programlara yer veriyor. Kanal, yaklaşık iki yıldır, uydu üzerinden ve kablodan Amerikan halkına, kendi dillerinde sesleniyor. Çalışanlarının önemli bir bölümü Türk yayıncılardan oluşan televizyon, ABD’nin yanı sıra Kanada’dan da izlenebiliyor.

Ebru TVye 3 Emmy Odulu

Ebru TV'ye 3 Emmy Ödülü

ABD’de yaşayan Türkler tarafından kurulan ve İngilizce yayın yapan ‘Ebru TV’ bölgesel bazda verilen Emmy ödülüne layık görüldü.

ABD’nin Philadelphia kentindeki Loews otelinde düzenlenen ve Pennsylvania, New Jersey ve Delaware eyaletlerinde, ABC, NBC, PBS, FOX gibi önde gelen Amerikan televizyon kanallarının bir yıl içindeki programlarının yarıştığı ‘Orta Atlantik Bölgesi Emmy Ödülleri’ töreninde, Ebru TV iki kategoride üç ödül aldı. Program ana başlığında, ‘Tarih ve Kültür Programları’ dalında, Nasuhi Yurt ve Gökhan Nalçacı’nın yapımcılığını üstlendiği ‘World in America: Taiwan’ (Amerika’daki Dünya: Tayvan) adlı program ödüllendirilirken, ‘Bilim ve Sağlık Programları’ kategorisinde de Nasuhi Yurt ve Doktor Muzaffer M. Tabanlı’nın yapımcısı olduğu ‘Matter and Beyond: Artificial Intelligence’ (Madde ve Ötesi: Yapay Zekâ) adlı program ödüle layık bulundu. Ebru TV’ye üçüncü ödül ise ‘Grafik Sanatları/Animasyon’ ana başlığında, ‘Program Jeneriği’ dalında verildi. ‘Open Forum’ (Açık Forum) adlı yapımın genç tasarımcısı Ayhan Cebe, Ebru TV’den ödüle layık görülen üçüncü isim oldu. ABD’nin New Jersey eyaletinden yayın yapan Ebru TV, yayınlarında ağırlıklı olarak sosyal içerikli ve Türk kültürünü tanıtıcı programlara yer veriyor. Kanal, yaklaşık iki yıldır, uydu üzerinden ve kablodan Amerikan halkına, kendi dillerinde sesleniyor. Çalışanlarının önemli bir bölümü Türk yayıncılardan oluşan televizyon, ABD’nin yanı sıra Kanada’dan da izlenebiliyor.

Ebru TV’deki Haber
http://news.ebru.tv/extras/media/1/1/3/4/11349.flv

SamanyoluHaber’deki Haber
http://media.samanyoluhaber.com/media/habervideo/2009/09/27/3.flv

Konuyla İlgili Haberler

EbruTV
Zaman
Samanyolu Haber
CNN Türk
Anadolu Ajansı
Philly.com
İnternet Haber
Posta Gazetesi
Haber Vaktim
Süper Poligon
Medyaline
Aktif Haber
Akşam
Türknet Haber
Nethabercilik
Haberiz Biz
Güncel Haber
Haber Aktuel
Radikal
Haber 50
Bugün

Categories: Genel, Gurbetten Tags: , , ,

Dualar

August 21st, 2009 Shibumi No comments

Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim! Hayatımızı ve ölümümüzü salih kullarına lutfettiğin bereket, nimet, ulvi güzellikler ve sana vuslat ile müzeyyen ve mükerrem kıl!…
Âmîn… Âmîn… Âmîn…

Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi lima sebeka ven nasırıl hakki bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve eshabihi hakka kadrihi ve miktarihil aziym.

Allahım! Sen ölümlerin en güzeli ile bizi huzuruna al Allahım! Ölümümüzü her türlü şerden kurtulup rahata erme vesilesi yap Ya Rabbi! Allahım! Bizleri Sen’i çok zikreden, Sana çok şükreden, Sen’den çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana karşı saygı ile dopdolu olan,ahu efgan edip dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden kullarından eyle.. amin

Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedin innurizzatiyyi ves sirris sari fi sairil esmai ves sıfat.

Ey her garibin sahibi, benim hem dünyada, hem ahirette dert ortağım Sensin. Canımı Müslüman olduğum halde al, ıslah eyle. Dert ve şikayetlerin son durağı, isteklerin gayesi de Sensin. Sen şu isteklinin göz yaşına merhamet et.
Rabb’im Sen yegane sahip iken ben kime sığmayım?
Amin

Allah’ım! Sen benim küçük ve büyük olan, önce ve sonra işlemiş olduğum, açık ve gizli işlediğim bütün günahlarımı bağışla ya Rabbi! (Müslim, Salat, 216) Allah’ım! Dünya ve ahiret darlığından Sana sığınırım.

ALLAH’A (CC) şöyle dua edebiliriz; Ey bütün sebepleri elinde tesbih gibi çeviren Kudreti Sonsuz! Sen’den talebinden bile âciz olduğumuz lütuf kapılarını biz nâçâr kulların için de aralamanı; dünya ve ukbâ saadetine vesile olabilecek şekilde sebepleri bizim için de musahhar kılmanı diliyoruz.

Yâ Rabbî! Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle. Ey ihsânı çok olan Rabbim! Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.
Ey affetmeyi seven Rabbim!
Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı! Bizi hidâyete çıkar.
Âmîn… Âmîn… Âmîn..

Alıntı: Zaman

Categories: Genel Tags: