<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YEDİYOL &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://yediyol.com/index.php/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yediyol.com</link>
	<description>Bilgi paylaştıkça çoğalır...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Aug 2010 19:26:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Uzun bir aradan sonra&#8230;</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2010/08/01/uzun-bir-aradan-sonra/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2010/08/01/uzun-bir-aradan-sonra/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 15:51:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=639</guid>
		<description><![CDATA[Uzun bir aradan sonra tekrar birlikteyiz. New Jersey&#8217;den New York&#8217;a taşınma işleri, Türkiye&#8217;den yeğenimin gelmesi, ve diğer birkaç işten ötürü uzun bir süre Yediyol&#8217;dan uzak kalmıştık.
Geri döndük, tekrar Yediyoldayız. Yediyol&#8217;u izlemeye devam&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Uzun bir aradan sonra tekrar birlikteyiz. New Jersey&#8217;den New York&#8217;a taşınma işleri, Türkiye&#8217;den yeğenimin gelmesi, ve diğer birkaç işten ötürü uzun bir süre Yediyol&#8217;dan uzak kalmıştık.</p>
<p style="text-align: justify;">Geri döndük, tekrar Yediyoldayız. Yediyol&#8217;u izlemeye devam&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2010/08/01/uzun-bir-aradan-sonra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatınızdaki En Vazgeçilmez İcatlar</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2010/06/12/hayatinizdaki-en-vazgecilmez-icatlar/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2010/06/12/hayatinizdaki-en-vazgecilmez-icatlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 20:35:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=635</guid>
		<description><![CDATA[Hayatınızda olmazsa yaşamınızı sürdürmenizin zorlaşacağı, en çok ihtiyacınız olan icatların ne olduğunu düşündünüz mü hiç? Soruyu cevaplamadan, evde ya da işyerinde geçirdiğiniz bir günü hayal edin.
Saatinizin alarmı bu sabah sizi uyandırdı mı? Duş aldınız mı ya da dişlerinizi fırçaladınız mı? Buzdolabından birşeyler içtiniz mi? Sobanız ya da klimanız rahat etmeniz için odanızı ısıttı ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Hayatınızda olmazsa yaşamınızı sürdürmenizin zorlaşacağı, en çok ihtiyacınız olan icatların ne olduğunu düşündünüz mü hiç? Soruyu cevaplamadan, evde ya da işyerinde geçirdiğiniz bir günü hayal edin.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Saatinizin alarmı bu sabah sizi uyandırdı mı? Duş aldınız mı ya da dişlerinizi fırçaladınız mı? Buzdolabından birşeyler içtiniz mi? Sobanız ya da klimanız rahat etmeniz için odanızı ısıttı ya da serinletti mi? Çamaşır makinenizin yıkadığı mis gibi kokan elbisenizi giydiniz mi?</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Modern yaşamın hızlı koşuşturmasına rağmen, bu aletler bilim insanlarının çabaları sonucu icat edildi. Tüm bu cihazların arkasında yatan bir hikaye bulunuyor. İşte hayatımızın vazgeçilmezi olan 10 icat:</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Saat: İster dijital, ister analog saati tercih edin, sınıfınızın duvarında, ofisinizde masada, bankada, hastanede ya da işe, okula giderken duvarda mutlaka bir saatle karşılaşırsınız. Eğer bunlar yetmezse, arabanızda, DVD oynatıcılarda, uydu cihazlarında, televizyonlarda, mikrodalga fırında, kahve makinesinde ve fırınlarda da saat görebilirsiniz. Zaman her yerde karşınıza çıkıyor. İlk saat toprağa kısmen gömülü bir çubuk parçasıydı. Güneş gökyüzünde dönüşünü tamamlarken çubuğun gölgesinin mesafesi ölçülebilir artışlar şeklinde hareket ediyordu. Bu zamanı söylemenin akıllı bir yoluydu. Güneş büyük bir göstergeydi, ancak sistem gece ya da hava bulutlu olduğunda çalışmıyordu. Diğer problem ise günün uzunluğu yıl boyunca değişiyordu, zamanı belirlemek zor oluyordu. İkinci yüzyılda, Yunanlı bir gökbilimci, eğik nesneleri dünyanın eksenine paralel yerleştirmenin mevsime bakmaksızın tutarlı artış ölçümleri sağladığını anladı. Bu zaman ölçümlerini standartlaştırıyordu. Güneş olmadığında ise genellikle mumlar kullanıldı. 14. yüzyılın başlarında mekanik saat sahneye çıktı. Hiç kimse bu saati kimin icat ettiğini bilmiyor. Dünya değişmeye başlıyordu. Daha hızlı bir koşuşturma vardı ve insanlar işlerini organize etmek için saati kullanıyorlardı.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Tuvalet: Tesisat sisteminin Mezopotamya&#8217;ya gelişi M.Ö 2500 yıllarında oldu. Bu Romalılar&#8217;ın uyguladığı geniş tesisat planıydı. Orta Çağ&#8217;a kadar, Avrupalılar çöplerini pencereden dışarıya atıyorlardı ve her evde oturak bulunuyordu. Londra caddelerindeki kuvvetli pis koku korkunçtu ve etkili bir kolera salgınından sonra, kapsamlı bir kanalizasyon sistemi yapılması öncelik kazandı. Sonra alaturka tuvalet sistemi geldi. İlk kez sifonu bulan ise John Harrington idi. Thomas Twyford ise, 1885 yılında ilk seramik ve sifonlu tuvaleti icat eden kişi oldu.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Buzdolabı: Buzdolabınız olmasaydı içeceğiniz için buzunuz olmayacak ve yiyecekleri taze tutamayacaktınız. Yumurta, süt, peynir, et ve yağ gibi birçok temel yiyecek maddesini az miktarlarda almak zorunda kalacaktınız. Modern buzdolaplarının babası, Carl von Linde, doğrudan buzdolabını icat etmedi. Borulardaki gazın yoğunlaşarak sıvı hale geçmesini sağlayan bir süreç geliştirdi. Bu sürecin ilginç bir yan etkisi vardı: sistem ısıyı emiyordu. Yiyecekleri korumak için geliştirilen ilk buzdolabı 1911 yılında yapıldı. Daha pratik, bağımsız olan model ise 1923 yılında Frigidaire tarafından toplu üretimi yapıldı.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Çamaşır makinesi: İnsanlar çamaşırlarını yıkamak için değişik yollar buldular. Romalılar&#8217;ın yaptığı gibi çamaşırlarını nehirde bir taşın üzerinde döven kadınları görmüşsünüzdür. Birkaç yüz yıl sonra, taşın yerini çamaşırları fırçalamak için geliştirilen tahtalar aldı. Fakat, süreç halen yavaş ve yorucuydu. Çalkalama makinesi geliştirildiğinde, her şey değişmeye başlamıştı. Bu pedallar ya da dingiller, kirli çamaşırlarla birlikte su borularının içine asıldı. Ve sonra elle ileri geri çevrildi. Bu kas gücü gerektiriyordu. Fakat, süreç bugün çamaşırları temizlemede kullandığımız sisteme benziyor. 1908 yılında, Alva J. Fisher modern çamaşır makinesini icat etti. &#8220;Thor&#8221; ismi verilen makine, elektrik motoruyla çalışan ilk çamaşır makinesiydi. Modern çamaşır makineleri ikili tambur sistemini kullanıyor. Dış tambur suyu makinenin içinde tutarken, iç tambur çamaşırları çalkalayıcının yakınında tutuyor. Yıkama başladığında, iç tambur dönüyor, yüzlerce delik sayesinde suyu akıtıyor. Son turda, çamaşır makinesinin iç tamburu yaklaşık saatte 130 kilometre hızla dönüyor.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Telefon: Bundan 150 yıl kadar önce Alexander Graham Bell, telefonun icadına inanmasına rağmen, İtalyan göçmen Antonio Meucci bu onuru hak etti. Meucci, icat ettiği &#8221;konuşan telgraf&#8221;a patent almak için gerekli parayı bulamadı, kendisiyle aynı laboratuarı kullanan Graham Bell kendi telefon versiyonu için 1876 yılında patent aldı. Bugün cep telefonları sabit hatlı telefonların yerini çok hızlı aldı.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Ses kayıt cihazı: MP3 çalarınız, cebinize girebilecek kadar küçük, taşınabilir müzik makinesidir. Bu cihazda binlerce şarkı saklayabilir ve istediğinizde dinleyebilrsiniz. Basit bir klikle seçimlerinizi değiştirebilir, ruh halinize göre istediğiniz şarkıyı dinlersiniz. İlk gramafonda silindir şeklinde taş plaklar kullanılıyordu. Gramofonun tarihi 1877&#8242;de Edison&#8217;un keşfettiği aletle başlar. Bu aletle bir diyafram, iğne ve iğnenin üzerinde gezdiği kalay yaprağı kullanıldı. Kaydetme ve dinleme işleri için iki ayrı sistem vardı. Bu zamana kadar fonoğraf olarak adlandırılan alet, 1885&#8242;te telefonun kaşifi Bell&#8217;in kaydetmede balmumu kullanarak geliştirdiği makina ile birlikte gramafon adını aldı. MP3 çalarınız ise, hard disk ve müzikleri depolamak için karmaşık sıkıştırılmış dosyalar kullanıyor. Dijital ses kayıt cihazları ise daha karmaşık kayıt yöntemleri kullanıyorlar.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Televizyon: Televizyon fikri 19. yüzyılın sonlarında doğdu. Başlangıcından aydaki ilk yürüyüşün televizyonda gösterilmesine kadar 90 yıl geçti. Televizyondan önce, insanlar haberleri ve eğlence programlarını dinlemek için radyo kullanıyordu. Bundan önce ise, gazetelere ve arkadaşların, komşuların bilgilerine güveniyorlardı. 2. Dünya savaşının sonunda ilginç ve önemli bir gelişme olarak televizyon ortaya çıktı. Dünyada bugün 1,5 milyardan fazla televizyon alıcısı var ve bu sayı her geçen gün artıyor. Yeni televizyon teknolojileri birbirleriyle yarışıyor.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Klima: Sıcak hava dalgasının ortasında, klimanızın olması harikadır. Willis Carrier, içerdeki havayı serinletme yöntemini icat etmeden önce, sıcak havada rahat etmek çok zordu. Güzel, soğuk bir içecek yardımcı olabilir ve ancak ısı kontrollü bir evin yerini tutamaz. 1902 yılında, bir basım fabrikasındaki işlem kontrolünü geliştirmek için tasarlanan icadı sadece sıcaklığı kontrol etmekle kalmıyor aynı zamanda nemide kontrol ediyordu. Düşük ısı ve nem uygun kâğıt ölçülerini yakalamayı ve mürekkep hizalamasını sağlayacaktı.Daha sonra Carrier&#8217;in teknolojisi, işyerlerindeki verimliliği arttırmak için kullanıldı. 1906 yılında patent aldıktan sonra ticari cihaz olarak satıldı. Ancak ev tipi klimalar 1928 yılında piyasaya çıktı.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Mikrodalga fırın: Evlerde kullanılan mikrodalga fırın 1967 yılında piyasa çıktığında, yemekler birkaç dakika içinde hazırlanmaya başlandı. Ortalama düzeydeki bir mikrodalga fırın, eti geleneksel fırınlardan 6 kat daha hızlı pişiriyor. Mutfakta geçireceğiniz zaman azalıyor. Mikrodalgalar, 2. Dünya Savaşı&#8217;nda radar keşfi için kullanıldı, bu dalgaların fırınlarda uygulanması şans eseri 1940&#8242;ların ortasında oldu. Percy LeBaron Spencer&#8217;ın mikrodalgaların mutfakta kullanım potansiyelini, cebindeki çikolatalı fıstıklı gofreti erimiş halde bulduğunda keşfettiği söylenir; mikrodalga yayan ve magnetron adı verilen bir aygıtın önünden az önce geçen bilimadamı çikolatayı eriten şeyin o olup olmadığını araştırmaya karar verdi. 1946 yılında Boston&#8217;daki bir restorana mikrodalga fırının ilk prototipini yerleştirdi. Prototip başarılı olunca, Raytheon firması ilk ticari mikrodalga fırınını Radarange adıyla 1967 yılında üretti.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">Bilgisayar: Avrupa&#8217;da modern bilgisayarların başlangıç çalışmalarını yapan matematikçi, İngiliz bilim adamı Charles Babbage, 1840 yılında mekanik &#8220;Analitik Makine&#8221;yi tasarlamıştı. 2. Dünya savaşında Amerikan ordusu tarafından kullanılan bilgisayar yaklaşık 16,7 metre uzunluğunda, 2,4 metre yüksekliğindeydi. Bu elektronik bilgisayarlar vakum lambası teknolojisini kullanıyordu ve çok büyük pahalıydı. Transistörlerin ve entegre devrelerin kullanımıyla elektronik bilgisayarların daha da küçüldü. 1977 yılında, Apple II kişisel bilgisayar piyasaya çıktı ve bunu birkaç yıl sonra IBM PC takip etti. 30 yıl içinde bilgisayarlar, iş dünyası, eğlence ve dünya ileşitimi yolunda tamamıyla değiştirildi.</div>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright" src="http://medya.zaman.com.tr/2010/06/12/icat.jpg" alt="" width="200" height="160" />Hayatınızda olmazsa yaşamınızı sürdürmenizin zorlaşacağı, en çok ihtiyacınız olan icatların ne olduğunu düşündünüz mü hiç? Soruyu cevaplamadan, evde ya da işyerinde geçirdiğiniz bir günü hayal edin.</p>
<p style="text-align: justify;">Saatinizin alarmı bu sabah sizi uyandırdı mı? Duş aldınız mı ya da dişlerinizi fırçaladınız mı? Buzdolabından birşeyler içtiniz mi? Sobanız ya da klimanız rahat etmeniz için odanızı ısıttı ya da serinletti mi? Çamaşır makinenizin yıkadığı mis gibi kokan elbisenizi giydiniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Modern yaşamın hızlı koşuşturmasına rağmen, bu aletler bilim insanlarının çabaları sonucu icat edildi. Tüm bu cihazların arkasında yatan bir hikaye bulunuyor. İşte hayatımızın vazgeçilmezi olan 10 icat:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Saat:</strong> İster dijital, ister analog saati tercih edin, sınıfınızın duvarında, ofisinizde masada, bankada, hastanede ya da işe, okula giderken duvarda mutlaka bir saatle karşılaşırsınız. Eğer bunlar yetmezse, arabanızda, DVD oynatıcılarda, uydu cihazlarında, televizyonlarda, mikrodalga fırında, kahve makinesinde ve fırınlarda da saat görebilirsiniz. Zaman her yerde karşınıza çıkıyor. İlk saat toprağa kısmen gömülü bir çubuk parçasıydı. Güneş gökyüzünde dönüşünü tamamlarken çubuğun gölgesinin mesafesi ölçülebilir artışlar şeklinde hareket ediyordu. Bu zamanı söylemenin akıllı bir yoluydu. Güneş büyük bir göstergeydi, ancak sistem gece ya da hava bulutlu olduğunda çalışmıyordu. Diğer problem ise günün uzunluğu yıl boyunca değişiyordu, zamanı belirlemek zor oluyordu. İkinci yüzyılda, Yunanlı bir gökbilimci, eğik nesneleri dünyanın eksenine paralel yerleştirmenin mevsime bakmaksızın tutarlı artış ölçümleri sağladığını anladı. Bu zaman ölçümlerini standartlaştırıyordu. Güneş olmadığında ise genellikle mumlar kullanıldı. 14. yüzyılın başlarında mekanik saat sahneye çıktı. Hiç kimse bu saati kimin icat ettiğini bilmiyor. Dünya değişmeye başlıyordu. Daha hızlı bir koşuşturma vardı ve insanlar işlerini organize etmek için saati kullanıyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tuvalet:</strong> Tesisat sisteminin Mezopotamya&#8217;ya gelişi M.Ö 2500 yıllarında oldu. Bu Romalılar&#8217;ın uyguladığı geniş tesisat planıydı. Orta Çağ&#8217;a kadar, Avrupalılar çöplerini pencereden dışarıya atıyorlardı ve her evde oturak bulunuyordu. Londra caddelerindeki kuvvetli pis koku korkunçtu ve etkili bir kolera salgınından sonra, kapsamlı bir kanalizasyon sistemi yapılması öncelik kazandı. Sonra alaturka tuvalet sistemi geldi. İlk kez sifonu bulan ise John Harrington idi. Thomas Twyford ise, 1885 yılında ilk seramik ve sifonlu tuvaleti icat eden kişi oldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Buzdolabı:</strong> Buzdolabınız olmasaydı içeceğiniz için buzunuz olmayacak ve yiyecekleri taze tutamayacaktınız. Yumurta, süt, peynir, et ve yağ gibi birçok temel yiyecek maddesini az miktarlarda almak zorunda kalacaktınız. Modern buzdolaplarının babası, Carl von Linde, doğrudan buzdolabını icat etmedi. Borulardaki gazın yoğunlaşarak sıvı hale geçmesini sağlayan bir süreç geliştirdi. Bu sürecin ilginç bir yan etkisi vardı: sistem ısıyı emiyordu. Yiyecekleri korumak için geliştirilen ilk buzdolabı 1911 yılında yapıldı. Daha pratik, bağımsız olan model ise 1923 yılında Frigidaire tarafından toplu üretimi yapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çamaşır makinesi:</strong> İnsanlar çamaşırlarını yıkamak için değişik yollar buldular. Romalılar&#8217;ın yaptığı gibi çamaşırlarını nehirde bir taşın üzerinde döven kadınları görmüşsünüzdür. Birkaç yüz yıl sonra, taşın yerini çamaşırları fırçalamak için geliştirilen tahtalar aldı. Fakat, süreç halen yavaş ve yorucuydu. Çalkalama makinesi geliştirildiğinde, her şey değişmeye başlamıştı. Bu pedallar ya da dingiller, kirli çamaşırlarla birlikte su borularının içine asıldı. Ve sonra elle ileri geri çevrildi. Bu kas gücü gerektiriyordu. Fakat, süreç bugün çamaşırları temizlemede kullandığımız sisteme benziyor. 1908 yılında, Alva J. Fisher modern çamaşır makinesini icat etti. &#8220;Thor&#8221; ismi verilen makine, elektrik motoruyla çalışan ilk çamaşır makinesiydi. Modern çamaşır makineleri ikili tambur sistemini kullanıyor. Dış tambur suyu makinenin içinde tutarken, iç tambur çamaşırları çalkalayıcının yakınında tutuyor. Yıkama başladığında, iç tambur dönüyor, yüzlerce delik sayesinde suyu akıtıyor. Son turda, çamaşır makinesinin iç tamburu yaklaşık saatte 130 kilometre hızla dönüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Telefon:</strong> Bundan 150 yıl kadar önce Alexander Graham Bell, telefonun icadına inanmasına rağmen, İtalyan göçmen Antonio Meucci bu onuru hak etti. Meucci, icat ettiği &#8221;konuşan telgraf&#8221;a patent almak için gerekli parayı bulamadı, kendisiyle aynı laboratuarı kullanan Graham Bell kendi telefon versiyonu için 1876 yılında patent aldı. Bugün cep telefonları sabit hatlı telefonların yerini çok hızlı aldı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ses kayıt cihazı:</strong> MP3 çalarınız, cebinize girebilecek kadar küçük, taşınabilir müzik makinesidir. Bu cihazda binlerce şarkı saklayabilir ve istediğinizde dinleyebilrsiniz. Basit bir klikle seçimlerinizi değiştirebilir, ruh halinize göre istediğiniz şarkıyı dinlersiniz. İlk gramafonda silindir şeklinde taş plaklar kullanılıyordu. Gramofonun tarihi 1877&#8242;de Edison&#8217;un keşfettiği aletle başlar. Bu aletle bir diyafram, iğne ve iğnenin üzerinde gezdiği kalay yaprağı kullanıldı. Kaydetme ve dinleme işleri için iki ayrı sistem vardı. Bu zamana kadar fonoğraf olarak adlandırılan alet, 1885&#8242;te telefonun kaşifi Bell&#8217;in kaydetmede balmumu kullanarak geliştirdiği makina ile birlikte gramafon adını aldı. MP3 çalarınız ise, hard disk ve müzikleri depolamak için karmaşık sıkıştırılmış dosyalar kullanıyor. Dijital ses kayıt cihazları ise daha karmaşık kayıt yöntemleri kullanıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Televizyon:</strong> Televizyon fikri 19. yüzyılın sonlarında doğdu. Başlangıcından aydaki ilk yürüyüşün televizyonda gösterilmesine kadar 90 yıl geçti. Televizyondan önce, insanlar haberleri ve eğlence programlarını dinlemek için radyo kullanıyordu. Bundan önce ise, gazetelere ve arkadaşların, komşuların bilgilerine güveniyorlardı. 2. Dünya savaşının sonunda ilginç ve önemli bir gelişme olarak televizyon ortaya çıktı. Dünyada bugün 1,5 milyardan fazla televizyon alıcısı var ve bu sayı her geçen gün artıyor. Yeni televizyon teknolojileri birbirleriyle yarışıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Klima: </strong>Sıcak hava dalgasının ortasında, klimanızın olması harikadır. Willis Carrier, içerdeki havayı serinletme yöntemini icat etmeden önce, sıcak havada rahat etmek çok zordu. Güzel, soğuk bir içecek yardımcı olabilir ve ancak ısı kontrollü bir evin yerini tutamaz. 1902 yılında, bir basım fabrikasındaki işlem kontrolünü geliştirmek için tasarlanan icadı sadece sıcaklığı kontrol etmekle kalmıyor aynı zamanda nemide kontrol ediyordu. Düşük ısı ve nem uygun kâğıt ölçülerini yakalamayı ve mürekkep hizalamasını sağlayacaktı.Daha sonra Carrier&#8217;in teknolojisi, işyerlerindeki verimliliği arttırmak için kullanıldı. 1906 yılında patent aldıktan sonra ticari cihaz olarak satıldı. Ancak ev tipi klimalar 1928 yılında piyasaya çıktı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mikrodalga fırın:</strong> Evlerde kullanılan mikrodalga fırın 1967 yılında piyasa çıktığında, yemekler birkaç dakika içinde hazırlanmaya başlandı. Ortalama düzeydeki bir mikrodalga fırın, eti geleneksel fırınlardan 6 kat daha hızlı pişiriyor. Mutfakta geçireceğiniz zaman azalıyor. Mikrodalgalar, 2. Dünya Savaşı&#8217;nda radar keşfi için kullanıldı, bu dalgaların fırınlarda uygulanması şans eseri 1940&#8242;ların ortasında oldu. Percy LeBaron Spencer&#8217;ın mikrodalgaların mutfakta kullanım potansiyelini, cebindeki çikolatalı fıstıklı gofreti erimiş halde bulduğunda keşfettiği söylenir; mikrodalga yayan ve magnetron adı verilen bir aygıtın önünden az önce geçen bilimadamı çikolatayı eriten şeyin o olup olmadığını araştırmaya karar verdi. 1946 yılında Boston&#8217;daki bir restorana mikrodalga fırının ilk prototipini yerleştirdi. Prototip başarılı olunca, Raytheon firması ilk ticari mikrodalga fırınını Radarange adıyla 1967 yılında üretti.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bilgisayar: </strong>Avrupa&#8217;da modern bilgisayarların başlangıç çalışmalarını yapan matematikçi, İngiliz bilim adamı Charles Babbage, 1840 yılında mekanik &#8220;Analitik Makine&#8221;yi tasarlamıştı. 2. Dünya savaşında Amerikan ordusu tarafından kullanılan bilgisayar yaklaşık 16,7 metre uzunluğunda, 2,4 metre yüksekliğindeydi. Bu elektronik bilgisayarlar vakum lambası teknolojisini kullanıyordu ve çok büyük pahalıydı. Transistörlerin ve entegre devrelerin kullanımıyla elektronik bilgisayarların daha da küçüldü. 1977 yılında, Apple II kişisel bilgisayar piyasaya çıktı ve bunu birkaç yıl sonra IBM PC takip etti. 30 yıl içinde bilgisayarlar, iş dünyası, eğlence ve dünya ileşitimi yolunda tamamıyla değiştirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2010/06/12/hayatinizdaki-en-vazgecilmez-icatlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bart Simpson ve Lost</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2010/05/24/bart-simpson-and-lost/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2010/05/24/bart-simpson-and-lost/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 19:56:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Pixel]]></category>
		<category><![CDATA[bart]]></category>
		<category><![CDATA[lost]]></category>
		<category><![CDATA[simpson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=605</guid>
		<description><![CDATA[Dün akşam (23 Mayıs 2010) Lost dizisinin son bölümü yayınlandı. Akşam 7&#8242;de başlayan dizinin son bölümü gece 11:30&#8242;a kadar sürdü.
Yine dün akşam &#8220;The Simpsons&#8221; isimli dizinin 21. Sezonunun son bölümü yayınlandı. Akşam 8&#8242;de başlayan dizi 8:30&#8242;da bitti. Simpsonları izleyenler bilirler ki nerdeyse her bölümün açılışı farklıdır. Ve her açılıştan önce klasik olarak Bart, Homer, Marge, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dün akşam (23 Mayıs 2010) Lost dizisinin son bölümü yayınlandı. Akşam 7&#8242;de başlayan dizinin son bölümü gece 11:30&#8242;a kadar sürdü.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine dün akşam &#8220;The Simpsons&#8221; isimli dizinin 21. Sezonunun son bölümü yayınlandı. Akşam 8&#8242;de başlayan dizi 8:30&#8242;da bitti. Simpsonları izleyenler bilirler ki nerdeyse her bölümün açılışı farklıdır. Ve her açılıştan önce klasik olarak Bart, Homer, Marge, Lisa ve Maggie gösterilir. Bu gösterimler esnasında Bart, okuldan sonra cezaya kalmış, tahtaya tekrar tekrar birşeyler yazar. Dün akşam yazdıkları her zamanki gibi çok anlamlıydı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bart tahtaya şöyle yazmıştı: &#8220;END OF &#8220;LOST&#8221;: IT WAS ALL THE DOG&#8217;S DREAM. WATCH US&#8221;. Yani &#8220;LOST&#8217;UN SONU: BÜTÜN HERŞEY KÖPEĞİN GÖRDÜĞÜ BİR RÜYAYDI. BİZİ İZLEYİN&#8221;.</p>
<p style="text-align: justify;">Bart süper bir karakter&#8230; Favori karakterim&#8230;</p>
<p><a href="http://yediyol.com/wp-content/uploads/2010/05/Simpsons-Lost.jpg" rel="lightbox[605]"><img class="alignnone size-full wp-image-606" title="Simpsons-Lost" src="http://yediyol.com/wp-content/uploads/2010/05/Simpsons-Lost.jpg" alt="Simpsons-Lost" width="624" height="704" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2010/05/24/bart-simpson-and-lost/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Photoshop CS5 touch on Capitol Hill</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2010/05/18/photoshop-cs5-touch-on-capitol-hill/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2010/05/18/photoshop-cs5-touch-on-capitol-hill/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 15:03:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Pixel]]></category>
		<category><![CDATA[adobe]]></category>
		<category><![CDATA[capitol]]></category>
		<category><![CDATA[cs5]]></category>
		<category><![CDATA[hill]]></category>
		<category><![CDATA[photoshop]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=577</guid>
		<description><![CDATA[13 Ekim 2007&#8242;de Washington DC&#8217;e yaptğımız bir gezide çektiğim Kongre Merkezi fotoğrafını Photoshop CS5 ile editleme&#8230;
Content Aware ve HDR uygulamasından sonra&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>13 Ekim 2007&#8242;de Washington DC&#8217;e yaptğımız bir gezide çektiğim Kongre Merkezi fotoğrafını Photoshop CS5 ile editleme&#8230;</p>
<p>Content Aware ve HDR uygulamasından sonra&#8230;</p>
<div id="attachment_578" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://yediyol.com/wp-content/uploads/2010/05/Original-Photo.gif" rel="lightbox[577]"><img class="size-full wp-image-578" title="Capitol Hill Orjinal Fotoğraf" src="http://yediyol.com/wp-content/uploads/2010/05/Original-Photo.gif" alt="Capitol Hill Orjinal Fotoğraf" width="600" height="450" /></a><p class="wp-caption-text">Capitol Hill Orjinal Fotoğraf</p></div>
<div id="attachment_579" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://yediyol.com/wp-content/uploads/2010/05/Capitol-Hill-Small.gif" rel="lightbox[577]"><img class="size-full wp-image-579" title="Capitol Hill CS5 ile Editlenmiş" src="http://yediyol.com/wp-content/uploads/2010/05/Capitol-Hill-Small.gif" alt="Capitol Hill CS5 ile Editlenmiş" width="600" height="439" /></a><p class="wp-caption-text">Capitol Hill CS5 ile Editlenmiş</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2010/05/18/photoshop-cs5-touch-on-capitol-hill/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZÜBEYR Bin AVVAM (r.a)</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2010/01/13/zubeyr-bin-avvam-r-a/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2010/01/13/zubeyr-bin-avvam-r-a/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 17:18:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[avvam]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabe]]></category>
		<category><![CDATA[zubeyr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=430</guid>
		<description><![CDATA[İslamiyetle şereflenenlerin ilklerindendir. &#8220;Aşere-i Mübeşşere&#8221; diye tabir edilen ve hayatta iken Peygamber Efendimiz (asm) tarafından cennetle müjdelenen on sahabeden biridir. Soyu, Peygamber Efendimizin mübarek silsilesi ile dedeleri Kusay&#8217;da birleşir. İslam&#8217;a büyük hizmetlerde bulunup, kahramanlığıyla tanınırdı. Künyesi, Zübeyr bin Avvam bin Huveylid bin Esad bin Abduluzza bin Kusay bin Kilab şeklindedir.
Doğumuyla ilgili olarak farklı tarihler verildiğinden, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İslamiyetle şereflenenlerin ilklerindendir. &#8220;Aşere-i Mübeşşere&#8221; diye tabir edilen ve hayatta iken Peygamber Efendimiz (asm) tarafından cennetle müjdelenen on sahabeden biridir. Soyu, Peygamber Efendimizin mübarek silsilesi ile dedeleri Kusay&#8217;da birleşir. İslam&#8217;a büyük hizmetlerde bulunup, kahramanlığıyla tanınırdı. Künyesi, Zübeyr bin Avvam bin Huveylid bin Esad bin Abduluzza bin Kusay bin Kilab şeklindedir.<span id="more-430"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Doğumuyla ilgili olarak farklı tarihler verildiğinden, kesin olarak bilinmemektedir. Annesi Safiyye binti Abdulmuttalib, Peygamber Efendimizin (asm) halası; babası Avvam&#8217;da Hazreti Hatice (ra)&#8217;ın kardeşidir. Mübarek bir silsileye mensup olan Zübeyr, Hazreti Ebubekir&#8217;in (ra) daveti ile Müslüman olduktan sonra başta amcası olmak üzere, müşrikler tarafından muhtelif işkence ve eziyetlere maruz kaldı. Ancak, Resuli Ekrem (asm)&#8217;in yanından hiçbir zaman ayrılmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazreti Zübeyr, Habeşistan&#8217;a hicret eden kafile ile birlikte Mekke&#8217;den ayrıldı ve daha sonra oradan Medine&#8217;ye gitti. Medine&#8217;ye geldikten sonra yapılan hemen her savaşa katıldı ve cesareti ile tanındı. Bütün sıkıntılı dönem ve savaşların en şiddetli anlarında hep Resulullah&#8217;ın yanında yer aldı. Bundan dolayıdır ki, katıldığı savaşlarda yara almayan hiçbir yeri kalmadı. Uhud Savaşı&#8217;ın en şiddetli hengamında vücudunu kalkan yaparak Peygamber Efendimizi korumaya çalıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Mekke&#8217;nin fethi sırasında İslam ordusunun sancaktarlığını yaptı. Hemen hemen bütün savaş ve seferlere katıldığı gibi Veda Haccı&#8217;na da katılarak hazır bulundu. Bu üstün vasıflarından dolayıdır ki, cennetle müjdelenen on sahabe arasında yer aldı. Zaten Peygamber Efendimize (asm) tabi olurken, ölümüne kadar sadık kalacağı şeklinde vaatte bulunmuştu. Peygamber Efendimiz onun için, &#8220;Her peygamberin bir havarisi (yardımcısı) vardır. Benim havarim Zübeyr&#8217;dir&#8221; şeklinde iltifatta bulundu.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazreti Ömer (ra) zamanında da savaşlara katıldı ve zaferlerde önemli katkısı oldu. İranlılarla yapılan savaşa katıldı. Mısır&#8217;ın fethi ile görevlendirilen Amr ibnü&#8217;l-As&#8217;ın yardım talebi üzerine, on bin kişilik bir ordunun başında Mısır&#8217;a gönderildi. Mısır&#8217;ın önemli şehirlerinden olan Babilon kalesinin alınmasında önemli katkılarda bulunurken, zamanın hükümet merkezi olan Heliopolis şehrini de fethetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazreti Osman (ra) zamanında Mısır&#8217;dan gelen isyancılara karşı halifenin korunması maksadıyla oğlu Abdullah&#8217;ı görevlendirdi. Halifenin şehit edilmesinden sonra Hazreti Ali&#8217;ye biat etti. Bu dönemde en etkili ve nüfuzlu olan şahsiyetler, Hazreti Ali, Hazreti Zübeyr ve Hazreti Talha idiler. Bunların söz ve hareketleri çok büyük bir etkiye sahip olup, ümmetin arasında büyük itibara şayandı. Özellikle Hazreti Osman&#8217;ın şehit edilmesinden sonra cereyan eden ve fitnecilerin büyük faaliyet gösterdiği gelişmeler, söz konusu bu büyük şahsiyetlerin arzuladıkları bir şekilde seyretmeyerek mecrasından sapmaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha önce Hazreti Ali&#8217;ye biat ve halifeliğini kabul ettiklerini bildiren Hazreti Zübeyr ve Hazreti Talha, halifeye müracaat ederek, Hazreti Osman&#8217;ın katillerinin bulunmasını istediler. Bu isteğin o an için yerine getirilmesi mümkün değildi. Çünkü, henüz katillerin kim oldukları belli değildi. Dolayısıyla arzularının yerine getirilmesi mümkün değildi. Bilahare bu mübarek zatlar Medine&#8217;ye Hazreti Aişe&#8217;nin yanına gittiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Muaviye, Hazreti Ali&#8217;ye biat etmeyip halife olmak isteyince her iki taraf arasında savaş hazırlıkları başlamıştı. Bu iki gurup arasında savaş beklenirken beklenmedik bir şekilde Cemel Savaşı meydana geldi. Bu savaş; Hazreti Aişe, Hazreti Talha ve Hazreti Zübeyr&#8217;in dahil olduğu taraf ile Hazreti Ali taraftarları arasında meydana geldi. Bu savaştan önce sürekli olarak kan dökülmesine mani olmaya ve durumun görüşmelerle çözülmesine çalışan Hazreti Zübeyr, kargaşanın bir an önce bitmesinden yana idi. Hazreti Ali&#8217;ye daha evvel biat etmiş olmakla beraber, çoğunluk kimden yana ise onun halife olmasını istiyordu. Ancak, bu durum hiç de kolay değildi. Halifelik için gerekli vasıfları en fazla kendinde toplayan kişi Hazreti Ali olmakla beraber, gittikçe güçlenen Emeviler bir devlet kurma emelinde idiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Cemel Savaşı öncesi iki taraf karşı karşıya gelirken, Hazreti Zübeyr ata binmiş ve kılıcı elinde meydana çıkmıştı. Hazreti Ali&#8217;ye geldiği bildirilince; &#8220;Vallahi bu, kendine Allah&#8217;ın emirleri hatırlatıldığı zaman ilk uyacak olan iki adamdan biridir&#8221; diyerek, onun asla kötü niyet taşımadığını ima etti. Daha sonra yanına giderek, oraya geliş sebebini sordu. Hazreti Zübeyr, geliş sebebinin kendisi olduğunu, halifeliğe layık görmediğini, kendilerinden daha ehil biri olmadığını söyledi. Bu sözler karşısında Hazreti Ali muhatabına:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Ben Osman&#8217;dan sonra bu işe ehil değil miyim? Hatırlıyor musun? Bir gün Resulü Ekrem sana, Ali&#8217;yi seviyor musun? diye sormuştu. Sen, evet, ya Resulullah severim, demiştin. Sonra Resulü Ekrem (asm) sana, bir gün gelecek Ali ile mücadele edeceksin. Fakat sen haksızsın, demişti. Bunları hatırlıyor musun, ey Zübeyr?&#8221; demesi üzerine durum değişti. O zamana kadar aklına gelmeyen ve gelecekten haber veren Peygamber Efendimizin (asm) böylece gerçekleşmiş bulunan mucizesini hatırladı. &#8220;Daha önce bunu hatırlamış olsaydım asla burada olmazdım, bundan sonra sana karşı ebediyen savaşmayacağım&#8221; diyerek oradan ayrıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Cemel olayına karışmış bulunan, üstelik bunların arasında cennetle müjdelenen sahabelerin yer alması ve her iki tarafta da büyük şahsiyetlerin bulunması, bu olayları inceleyen ve yorumlayan kişilere çok büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Bir tarafa meyledip diğerlerinin aleyhinde bulunmak, söz konusu kişi veya kişileri büyük bir vebal altında bırakır. Hazreti Zübeyr&#8217;in son anda savaşa katılmaktan vazgeçmesinde görüldüğü gibi, olay bir art niyet, makam, şöhret vs. maksatlı olmayıp tamamen, söz konusu şahısların şahsi içtihatları neticesidir. Her ne kadar Hazreti Ali haklı, diğerleri haksız ise de, içtihat neticesi olması hasebiyle affa mazhardırlar. Nitekim hatasının farkına varan kişiler bundan vazgeçmiş veya en azından tövbe etmişler.</p>
<p style="text-align: justify;">Şeriatın en önemli düsturlarından birisi de fitne kapılarını kapamaktır. Bundan hareket eden İslam alimleri, sahabeler arasında cereyan eden hadiselerle ilgili olarak çok hassas davranmışlardır. &#8220;&#8230; fitnelerin kapısını açmayı ve bahsetmeyi câiz görmüyorlar. Çünkü, îtiraza müstehak birkaç tane varsa, tarafgirlik damarıyla büyük Sahâbelere, hattâ muhâlif tarafında bulunan Âl-i Beytin bir kısmına ve Talha (r.a.) ve Zübeyr (r.a.) gibi Aşere-i Mübeşşereden büyük zâtlara îtiraza başlar, zem ve adâvet meyli uyanır diye Ehl-i Sünnet, o kapıyı kapamak taraftarıdır.&#8221; (Bediüzzaman Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s. 435-436)</p>
<p style="text-align: justify;">Hazreti Ali taraftarları ile savaşmaktan vazgeçip oradan ayrılan Hazreti Zübeyr, peşine takılan Amr bin Cürmüz tarafından, namaz kılıp secdeye gittiği sırada şehit edildi. Amr yaptığını gelip Hazreti Ali&#8217;ye haber vermelerini söyleyince Hazreti Ali de; &#8220;Safiyye&#8217;nin oğlunu öldürene Cehennemi müjdele&#8221; şeklinde haber yolladı. Çünkü, bu sözleri daha önce Peygamber Efendimizden duymuştu. Bununla birlikte, Hazreti Muhammed (asm); &#8220;Talha ile Zübeyr Cennette benim komşularımdır&#8221; demek suretiyle bu bahtiyar sahabelere iltifatta bulunmuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2010/01/13/zubeyr-bin-avvam-r-a/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MUS&#8217;AB Ibn UMEYR (r.a)</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2010/01/13/musab-ibn-umeyr-r-a/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2010/01/13/musab-ibn-umeyr-r-a/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 17:17:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Mus'ab]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabe]]></category>
		<category><![CDATA[Umeyr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=428</guid>
		<description><![CDATA[Ashab-i kirâm&#8217;in ileri gelenlerinden Künyesi Ebâ Muhammed&#8217;tir. Mekke&#8217;nin zengin ailelerinden olup, yakisikli ve güzel giyinen bir gençti. Anne ve babasi onun üzerine titrerdi. Özellikle, Mekke&#8217;nin en zenginlerinden sayilan annesi, ogluna güzel elbiseler giydirir ve güzel kokular sürerdi. Mekkeliler de onu hayranlikla seyrederlerdi. Bir defasinda Hz. Peygamber de onun hakkinda söyle buyurmustu: &#8220;Mekke&#8217;de Mus&#8217;ab b. Umeyr&#8217;den [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ashab-i kirâm&#8217;in ileri gelenlerinden Künyesi Ebâ Muhammed&#8217;tir. Mekke&#8217;nin zengin ailelerinden olup, yakisikli ve güzel giyinen bir gençti. Anne ve babasi onun üzerine titrerdi. Özellikle, Mekke&#8217;nin en zenginlerinden sayilan annesi, ogluna güzel elbiseler giydirir ve güzel kokular sürerdi. Mekkeliler de onu hayranlikla seyrederlerdi. Bir defasinda Hz. Peygamber de onun hakkinda söyle buyurmustu: &#8220;Mekke&#8217;de Mus&#8217;ab b. Umeyr&#8217;den daha güzel giyinen, daha yakisikli ve nimetler içinde yüzen baska bir genç görmedim&#8221; (Ibn Sa&#8217;d, et-Tabakâtü&#8217;l-Kübrâ, Beyrut 1960, III, 116).<span id="more-428"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Mus&#8217;ab, Mekke&#8217;de o günün sartlarina göre zenginlik ve ihtisam içinde yasarken, Hz. Peygamber(s.a.s)&#8217;in insanlari islâm&#8217;a davet ettigini ögrendi. Fazla vakit kaybetmeden Hz. Peygamber&#8217;e giderek iman edip müslüman oldu. O sirada Mekkeliler, müslümanlara yogun bir baski uyguladigindan, Hz. Mus&#8217;ab müslüman oldugunu ailesinden gizlemek zorunda kalmisti. Ama o, Peygamberimizi gizlice ziyaret etmeyi de ihmal etmezdi. Ne var ki Osman b. Talha, Mus&#8217;ab&#8217;in namaz kildigini görüp durumu annesi ile akrabalarina bildirmisti. Bunun üzerine akrabalari yakalayip hapsettiler. Mekke&#8217;nin bu nazli ve zengin genci için artik çile dolu zor günler baslamisti.</p>
<p style="text-align: justify;">Habesistan&#8217;a hicret eden ilk kafileye katilincaya kadar hapiste tutulan Hz. Mus&#8217;ab, hicret imkani çikinca, dinini daha rahat bir sekilde yasayabilmek için Habesistan&#8217;a hicret etti. Habesistan dönüsünde Hz. Mus&#8217;ab&#8217;in durumu tamamen degismis ve bu nazli delikanlinin yerini, kalbi Islam ve imanla dopdolu iradesi güçlü kuvvetli, metin bir genç almisti. Annesi ondaki bu kararlilik ve metaneti görünce, üzerindeki baskisini biraz hafifletmek zorunda kaldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sirada Birinci Akabe Beyati olmus ve Medinelilerden bir grup islâm&#8217;i kabullenmisti. Kendilerine islâm&#8217;i anlatmak ve digerlerine de teblig yapmak için Rasulullah&#8217;tan bir ögretici istediler. Hz. Peygamber de bu önemli görev için Hz. Mus&#8217;ab b. Umeyr&#8217;i görevlendirdi. Hz. Mus&#8217;ab onlara hem namaz kildiracak, hem Kur&#8217;an ögretecek, hem de diger insanlara islâm&#8217;i anlatacakti ve yeni kimseleri islâm&#8217;a davet edecekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece Medine&#8217;ye ilk hicret eden sahabi Mus&#8217;ab b. Umeyr oluyordu. Medine&#8217;de ilk cuma namazini da Mus&#8217;ab b. Umeyr kildirdigi kaynaklarda ifade edilir (Ibn Sa&#8217;d, a.g.e., III, 118).</p>
<p style="text-align: justify;">Bir yil sonra Mekke&#8217;ye, hac mevsiminde yaninda yetmis kisi ile gelen Mus&#8217;ab b. Umeyr, Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;e islâm&#8217;in Medine&#8217;deki hizli yayilisinin müjdesini verirken söyle demisti: &#8220;islâm&#8217;in girmedigi ve konusulmadigi ev kalmadi.&#8221; Basta Hz. Peygamber olmak üzere bütün müslümanlar bu habere çok sevindiler. Oglunun Mekke&#8217;ye döndügünü haber alan annesi onu tekrar hapsetmek istedi. Ancak Mus&#8217;ab bütün bunlara karsi olgun bir müslüman tavrini takinarak imaninda direndi ve annesini bundan vazgeçirdi. Onun annesini islâm&#8217;a daveti bir sonuç vermedigi gibi annesi de Mus&#8217;ab&#8217;i yolundan döndürememisti.</p>
<p style="text-align: justify;">Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in yaninda iki ay kadar kalan Mus&#8217;ab b. Umeyr, Hicretten on iki gün önce Medine&#8217;ye vardi. Hz. Peygamber (s.a.s) onu Sa&#8217;d b. Ebî Vakkas (r.a) ve Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a) ile kardes ilan etmisti (Ibn Sa&#8217;d a.g.e., III, 120).</p>
<p style="text-align: justify;">Bedir savasinda muhacirlerin sancagi onun elindeydi. &#8220;Rasûlullah&#8217;in bayraktari&#8221; olarak ün yapmisti. Uhud savasinda da sancak yine onun elindeydi. Savas esnasinda müslümanlarin geriledigini gören Mus&#8217;ab b. Umeyr, atini saga sola dogru sürüyor ve yüksek sesle su ayeti okuyordu: &#8220;Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce birçok peygamberler gelip geçmistir&#8221; (Alu imrân, 3/144). Bu ayetin Uhud gününe kadar nazil olmadigi ve o gün giderildigi rivayeti, Hz. Mus&#8217;ab&#8217;in Allah katindaki degerini ifade eder (Ibn Sa&#8217;d, a.g.e., III,120,121). Uhud Gazvesinde islâm ordusunun sancagini tasiyan Mus&#8217;ab b. Umeyr&#8217;in önce sag kolu kesildi. Hemen sancagi sol eline alarak savasa devam etti. Fakat ardindan sol eli de kesildi. Bu defa vücuduyla sancaga simsiki sarildi ve yukaridaki ayeti okumaya devam etti. Sonunda müsriklerin bir mizrak darbesiyle sehid oldu. Sancagi hemen Suveybit b. Sa&#8217;d ve Ebû&#8217;r-Rûm b. Umeyr adli sahabiler aldilar.</p>
<p style="text-align: justify;">Hz. Mus&#8217;ab sehid olarak yerde yatarken, günün sonlarina dogru, Hz. Peygamber (s.a.s) Mus&#8217;ab&#8217;i elinde sancakla gördü ve &#8220;ileriye git ey Mus&#8217;ab!&#8221; diye emretti. Fakat o kisi geri dönerek &#8220;Ben Mus&#8217;ab degilim&#8221; deyince Hz. Peygamber onun Mus&#8217;ab kiliginda savasan Allah&#8217;in meleklerinden biri oldugunu anladi (Ibn Sa&#8217;d, a.g.e., II, 121).</p>
<p style="text-align: justify;">Uhud savasinda Ashab-i kiram&#8217;in ileri gelenlerinden birçok kimse sehid oldu. Hz. Mus&#8217;ab b. Umeyr de sehidler arasindaydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgili Peygamber&#8217;i kolları kopartılmış, dört parçaya bölünmüş sevgili Mus&#8217;ab&#8217;ının başındaydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrılığın sam yeli esiyordu yüreklerde. Yağmur bulutları sarmıştı gözleri&#8230; Medineli Uhud&#8217;a akarken acı salkım salkım akıyordu gözlerden. Yüreği yanmayan, gözü yaşarmayan, her ocaktan bir şehidi olmayan yok gibiydi. Herkes şehitlerini arıyordu. Analar kuzularını, çocuklar babalarını, eşler gönül yoldaşlarını arıyordu. Uhud kayıp meydanı olmuştu. Uhud haşir meydanı olmuştu. Herkes bir sevdiğini, bir tanıdığını, bir can dostunu görüyordu adım başı. Parçalanmış, kan revan içindeydiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamberimiz genç öğretmeni Mus&#8217;ab&#8217;ın baş ucundaydı. Başı toprağa yapışmış gibi duran yakışıklı başa baktı hüzünle.</p>
<p style="text-align: justify;">Güzel yüzünü neden toprakla örtmek ister gibi gömmüştü yere Mus&#8217;ab. Şehitler ölmezdi ya. Neler hissediyordu Mus&#8217;ab&#8217;ı? Neydi çekindiği, neydi gizlemek istediği? Allah Resulü (sas) sevgili Mus&#8217;ab&#8217;ının mana alemindeki hislerinde dolaştı. Mus&#8217;ab&#8217;ının hislerini fısıldadı çevresine.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Dikkat ettiniz mi? Mus&#8217;ab, kesik başını adeta toprağa gömmek istercesine yere yapıştırmış. Sebebini bilir misiniz?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Ne bilebilirdi ki dostları? Mana alemlerine ayak basmayan nasıl bilebilirdi bir şehidin ne hissettiğini? Başları öne eğik &#8220;Allah Resulü bilir.&#8221; dediler, merakla cevabını bekleyerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Mana alemlerinden haber uçurdu Allah Resulü, yürekleri yangına dönmüş dostlarına:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Allah ona, Ey Mus&#8217;ab! Benim elçimi, sevgilimi Uhud&#8217;da kime emanet edip de geldin? derse verecek cevabı yok. Bu yüzden mahcup. Mahcubiyetinden başını toprağa gömmüş.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Mus&#8217;ab bağlılığını ölüm ötesinde de gösteriyordu. Allah Resulü&#8217;nün yolunda nöbettardı. Yalnız kalmış, onun yolunu düşmanlara karşı koruyamamıştı. Onun yolunda can vermişti, ama yine de mahcuptu Mus&#8217;ab.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgili Peygamber&#8217;i yakışıklı Mus&#8217;ab&#8217;ını uzun uzun yaşlı gözlerle seyretti. Genç Mus&#8217;ab vazifesini başarıyla tamamlamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in ne kadar üzüntülü oldugu yüzünden okunuyordu. Mus&#8217;ab&#8217;in mübarek na&#8217;sinin basucunda oturarak, Uhud sehidleri hakkinda nazil oldugu bildirilen su ayeti okudu: &#8220;Mü&#8217;minlerden öyle er kisiler vardir ki, Allah&#8217;a verdikleri sözde sadakat ettiler. Kimi adagini ödedi sehid oldu. Kimi de (sehid olmayi) bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla degistirmediler&#8221; (el-Ahzab 33/23). Sonra Hz. Peygamber diger sahabilere, sehidlere yaklasip selam vermelerini söyledi ve verilen selamlarin sehidler tarafindan alinacagini ifade etti (Ibn Sa&#8217;d, a.g.e., III, 121).</p>
<p style="text-align: justify;">Hz. Mus&#8217;ab sehid edildiginde kirk yaslarinda idi. Bir zamanlar zenginlik ve refah içinde yasayan bu degerli insani kefenleyecek bir örtü dahi bulunamamisti. Hz. Peygamber, yanina geldiginde Mus&#8217;ab b. Umeyr eski bir hirkanin içinde saçlari dagilmis, vücudu ise kiliç ve mizrak darbeleriyle parçalanmis bir durumda yatiyordu. Hz. Peygamber üzüntülü bir halde sunlari söyledi: &#8220;Seni Mekke&#8217;de gördügümde, senden daha güzel giyinen, senden daha yakisikli kimse yoktu. Þimdi ise, kefen olarak sarilmis hirkadan basin disarida kaliyor.&#8221; Sonra onun için de bir kabir açtilar ve o mübarek sahabiyi de Uhud sehidleri arasina defnettiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Allah yolunda canini feda eden bu aziz sehid sahabi için Ashab-i Kiram&#8217;dan Habbab (r.a) sunlari anlatiyor: &#8220;Biz Hz. Peygamberle birlikte Medine&#8217;ye yalniz Allah rizasi için hicret ettik. Artik mükâfatini Allah&#8217;tan bekleriz. Arkadaslarimiz arasinda bu nimetlerden tatmadan âhirete gidenler vardir ki Mus&#8217;ab b. Umeyr bunlardan biridir. O Uhud günü sehid olmustu da, kendisini saracak bir kefen dahi bulamamistik. Yalniz sehidin bir kaftanini bulmus ve bu aziz sehidi ona sarmaya çalismistik. Ancak basini örterken ayaklari açiliyor, ayaklarini kapatirken de basi açiga çikiyordu. Bu yoksulluk karsisinda Hz. Peygamber bize sehidin basini örtmemizi ve ayaklarinin üstüne de izhîr denilen kokulu ottan koymamizi emretti&#8221; (Buharî, Cenâiz 27; Ibn Sa&#8217;d, a.g.e., III, 121).</p>
<p style="text-align: justify;">Mehmet Emin AY<br />
Kaynak: Sâmil Islam ansiklopedisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2010/01/13/musab-ibn-umeyr-r-a/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mahalle Maçlarındaki İlginç Kurallarımız</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2009/11/30/mahalle-maclarindaki-ilginc-kurallarimiz/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2009/11/30/mahalle-maclarindaki-ilginc-kurallarimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 15:23:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[mac]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=388</guid>
		<description><![CDATA[
Üç korner Bir penaltıydı
En iyi oynayan iki kişi aynı takımda yer alamazdı
Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.
Abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip küfür edilirdi.
Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.
Anne-baba çağırınca maç biterdi.
Topu patlatan parasını öderdi
Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Üç korner Bir penaltıydı</li>
<li>En iyi oynayan iki kişi aynı takımda yer alamazdı</li>
<li>Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.</li>
<li>Abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip küfür edilirdi.</li>
<li>Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.</li>
<li>Anne-baba çağırınca maç biterdi.</li>
<li>Topu patlatan parasını öderdi</li>
<li>Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.</li>
<li>Kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe Açılsana 3 kere sektirdim derdi rakip açılırdı.</li>
<li>Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse işetilirdi</li>
<li>Penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. Eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı.</li>
<li>Frikiklerde baraj mesafesi, frikiği kullanacak olan kişinin kocaman 3 adım atmasıyla belirlenirdi.</li>
<li>Top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. Topu ilk kim kaparsa o takımda başlardı.</li>
<li>Gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse gol yiyen takım 360 derece dönerek durumu kabullenirdi.</li>
<li>Eğer bir oyuncu faule maruz kalmışsa ama devam etmek istiyorsa, rakip futbolculardan birinin yürümesini dahi bahane ederek: &#8220;Adamın devam ediyor.&#8221; derdi.</li>
<li>Atan alır mevzusu vardı. Eğer top kime çarpıp abuk zubuk biyere kaçmışsa topun gittiği yer neresi olursa olsun koşa koşa gidip alırdı.</li>
<li>Eğer kaleci dahil herkes çalımlanmışsa kale çizgisinde yere yatılarak topa kafa vurulurdu</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2009/11/30/mahalle-maclarindaki-ilginc-kurallarimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendimiz&#8217;in her sabah okuduğu dua</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2009/11/03/efendimizin-her-sabah-okudugu-dua/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2009/11/03/efendimizin-her-sabah-okudugu-dua/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 15:42:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=357</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlunun en büyük düşmanı olan ve bu düşmanlığını da kıyamete kadar sürdürecek olan şeytanı kendimizden uzaklaştırmak aslında çok kolay.Her sabah evden çıkarken okuyacağımız bir dua şeytanları bizden uzaklaştırıyor.
İşte Peygamber Efendimiz&#8217;in her sabah evden çıkarken okuduğu ve sahabe efendilerimize okumasını tavsiye ettiği o duayı içinde barındıran hadis-i şerif:
Bir insan sabah evinden çıkarken şöyle dua ederse:
“Bismillâh, tevekkeltü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 306px"><a href="http://yediyol.com/wp-content/uploads/2009/11/efendimiz.jpg" rel="lightbox[357]"><img title="Efendimiz'in her sabah okuduğu dua" src="http://yediyol.com/wp-content/uploads/2009/11/efendimiz.jpg" alt="" width="296" height="220" /></a><p class="wp-caption-text">Efendimiz&#39;in her sabah okuduğu dua</p></div>
<p style="text-align: justify;">İnsanoğlunun en büyük düşmanı olan ve bu düşmanlığını da kıyamete kadar sürdürecek olan şeytanı kendimizden uzaklaştırmak aslında çok kolay.Her sabah evden çıkarken okuyacağımız bir dua şeytanları bizden uzaklaştırıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte Peygamber Efendimiz&#8217;in her sabah evden çıkarken okuduğu ve sahabe efendilerimize okumasını tavsiye ettiği o duayı içinde barındıran hadis-i şerif:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bir insan sabah evinden çıkarken şöyle dua ederse:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Bismillâh, tevekkeltü alallâh, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” bu durumda ona şöyle denir: </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sen hidayet üzeresin, bu dua sana kafidir ve sen korunacaksın. Şeytanlar da ondan uzaklaşır. </strong>Ebu Davud</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2009/11/03/efendimizin-her-sabah-okudugu-dua/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ebru TV&#8217;ye 3 Emmy Ödülü</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2009/09/27/ebru-tvye-3-emmy-odulu/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2009/09/27/ebru-tvye-3-emmy-odulu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2009 02:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gurbetten]]></category>
		<category><![CDATA[ebru]]></category>
		<category><![CDATA[emmy]]></category>
		<category><![CDATA[odul]]></category>
		<category><![CDATA[tv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=280</guid>
		<description><![CDATA[ABD&#8217;de yaşayan Türkler tarafından kurulan ve İngilizce yayın yapan &#8216;Ebru TV&#8217; bölgesel bazda verilen Emmy ödülüne layık görüldü.
ABD&#8217;nin Philadelphia kentindeki Loews otelinde düzenlenen ve Pennsylvania, New Jersey ve Delaware eyaletlerinde, ABC, NBC, PBS, FOX gibi önde gelen Amerikan televizyon kanallarının bir yıl içindeki programlarının yarıştığı &#8216;Orta Atlantik Bölgesi Emmy Ödülleri&#8217; töreninde, Ebru TV iki kategoride [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">ABD&#8217;de yaşayan Türkler tarafından kurulan ve İngilizce yayın yapan &#8216;Ebru TV&#8217; bölgesel bazda verilen Emmy ödülüne layık görüldü.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; text-align: justify;">ABD&#8217;nin Philadelphia kentindeki Loews otelinde düzenlenen ve Pennsylvania, New Jersey ve Delaware eyaletlerinde, ABC, NBC, PBS, FOX gibi önde gelen Amerikan televizyon kanallarının bir yıl içindeki programlarının yarıştığı &#8216;Orta Atlantik Bölgesi Emmy Ödülleri&#8217; töreninde, Ebru TV iki kategoride üç ödül aldı. Program ana başlığında, &#8216;Tarih ve Kültür Programları&#8217; dalında, Nasuhi Yurt ve Gökhan Nalçacı&#8217;nın yapımcılığını üstlendiği &#8216;World in America: Taiwan&#8217; (Amerika&#8217;daki Dünya: Tayvan) adlı program ödüllendirilirken, &#8216;Bilim ve Sağlık Programları&#8217; kategorisinde de Nasuhi Yurt ve Doktor Muzaffer M. Tabanlı&#8217;nın yapımcısı olduğu &#8216;Matter and Beyond: Artificial Intelligence&#8217; (Madde ve Ötesi: Yapay Zekâ) adlı program ödüle layık bulundu. Ebru TV&#8217;ye üçüncü ödül ise &#8216;Grafik Sanatları/Animasyon&#8217; ana başlığında, &#8216;Program Jeneriği&#8217; dalında verildi. &#8216;Open Forum&#8217; (Açık Forum) adlı yapımın genç tasarımcısı Ayhan Cebe, Ebru TV&#8217;den ödüle layık görülen üçüncü isim oldu. ABD&#8217;nin New Jersey eyaletinden yayın yapan Ebru TV, yayınlarında ağırlıklı olarak sosyal içerikli ve Türk kültürünü tanıtıcı programlara yer veriyor. Kanal, yaklaşık iki yıldır, uydu üzerinden ve kablodan Amerikan halkına, kendi dillerinde sesleniyor. Çalışanlarının önemli bir bölümü Türk yayıncılardan oluşan televizyon, ABD&#8217;nin yanı sıra Kanada&#8217;dan da izlenebiliyor.</div>
<p style="text-align: justify; ">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 210px"><img class=" " title="Ebru TV'ye 3 Emmy Ödülü" src="http://medya.zaman.com.tr/2009/09/28/ebru.jpg" alt="Ebru TVye 3 Emmy Odulu" width="200" height="160" /><p class="wp-caption-text">Ebru TV&#39;ye 3 Emmy Ödülü</p></div>
<p>ABD&#8217;de yaşayan Türkler tarafından kurulan ve İngilizce yayın yapan &#8216;Ebru TV&#8217; bölgesel bazda verilen Emmy ödülüne layık görüldü.</p>
<p style="text-align: justify; ">ABD&#8217;nin Philadelphia kentindeki Loews otelinde düzenlenen ve Pennsylvania, New Jersey ve Delaware eyaletlerinde, ABC, NBC, PBS, FOX gibi önde gelen Amerikan televizyon kanallarının bir yıl içindeki programlarının yarıştığı &#8216;Orta Atlantik Bölgesi Emmy Ödülleri&#8217; töreninde, Ebru TV iki kategoride üç ödül aldı. Program ana başlığında, &#8216;Tarih ve Kültür Programları&#8217; dalında, Nasuhi Yurt ve Gökhan Nalçacı&#8217;nın yapımcılığını üstlendiği &#8216;World in America: Taiwan&#8217; (Amerika&#8217;daki Dünya: Tayvan) adlı program ödüllendirilirken, &#8216;Bilim ve Sağlık Programları&#8217; kategorisinde de Nasuhi Yurt ve Doktor Muzaffer M. Tabanlı&#8217;nın yapımcısı olduğu &#8216;Matter and Beyond: Artificial Intelligence&#8217; (Madde ve Ötesi: Yapay Zekâ) adlı program ödüle layık bulundu. Ebru TV&#8217;ye üçüncü ödül ise &#8216;Grafik Sanatları/Animasyon&#8217; ana başlığında, &#8216;Program Jeneriği&#8217; dalında verildi. &#8216;Open Forum&#8217; (Açık Forum) adlı yapımın genç tasarımcısı Ayhan Cebe, Ebru TV&#8217;den ödüle layık görülen üçüncü isim oldu. ABD&#8217;nin New Jersey eyaletinden yayın yapan Ebru TV, yayınlarında ağırlıklı olarak sosyal içerikli ve Türk kültürünü tanıtıcı programlara yer veriyor. Kanal, yaklaşık iki yıldır, uydu üzerinden ve kablodan Amerikan halkına, kendi dillerinde sesleniyor. Çalışanlarının önemli bir bölümü Türk yayıncılardan oluşan televizyon, ABD&#8217;nin yanı sıra Kanada&#8217;dan da izlenebiliyor.</p>
<p style="text-align: justify; "><strong>Ebru TV&#8217;deki Haber</strong><br />
<p><a href="http://yediyol.com/index.php/2009/09/27/ebru-tvye-3-emmy-odulu/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify; "><strong>SamanyoluHaber&#8217;deki Haber<br />
<span style="font-weight: normal;"><p><a href="http://yediyol.com/index.php/2009/09/27/ebru-tvye-3-emmy-odulu/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify; ">
<p style="text-align: justify; "><strong>Konuyla İlgili Haberler</strong></p>
<p style="text-align: justify; "><a href="http://news.ebru.tv/en/usa/13242.html" target="_blank">EbruTV</a><br />
<a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=896957&amp;title=ebru-tvye-3-emmy-odulu" target="_blank">Zaman</a><br />
<a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_318581_ebru-tv,-emmy-odulune-layik-goruldu.html" target="_blank">Samanyolu Haber</a><br />
<a href="http://www.cnnturk.com/2009/kultur.sanat/diger/09/27/ebru.tvye.emmy.odulu/545176.0/index.html" target="_blank">CNN Türk</a><br />
<a href="http://www.aa.com.tr/en/ebru-tvye-emmy-odulu.html" target="_blank">Anadolu Ajansı<br />
</a><a href="http://www.philly.com/philly/entertainment/61939847.html" target="_blank">Philly.com</a><br />
<a href="http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=208762" target="_blank">İnternet Haber</a><br />
<a href="http://www.posta-gazetesi.net/kultur/ebru-tvye-3-emmy.htm" target="_blank">Posta Gazetesi</a><br />
<a href="http://www.habervaktim.com/haber/88472/ebru_tvye_emmy_odulu.html" target="_blank">Haber Vaktim</a><br />
<a href="http://www.superpoligon.com/haber/12690" target="_blank">Süper Poligon</a><br />
<a href="http://www.medyaline.com/haber_detay.asp?haberID=4420" target="_blank">Medyaline</a><br />
<a href="http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=247013" target="_blank">Aktif Haber</a><br />
<a href="http://www.aksam.com.tr/2009/09/28/haber/dunya/2506/ebru_tv_ye_uc_emmy_odulu.html" target="_blank">Akşam</a><br />
<a href="http://haber.turk.net/DIS/2331089/EBRU-TV-YE--EMMY--ODULU" target="_blank">Türknet Haber<br />
</a><a href="http://www.nethabercilik.com/haber/ebru-tvye-emmy-odulu-147077.htm" target="_blank">Nethabercilik</a><br />
<a href="http://www.haberbiz.com/medya/ebru-tvye-emmy-odulu.htm" target="_blank">Haberiz Biz</a><br />
<a href="http://www.guncelhaber.com/kultur-sanat/ebru-tvye-emmy-odulu-397912.htm" target="_blank">Güncel Haber</a><br />
<a href="http://www.haberaktuel.com/ebru-tv,-emmy-odulune-layik-goruldu-haberi-225896.html" target="_blank">Haber Aktuel</a><br />
<a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=956603&amp;Date=09.09.2009&amp;CategoryID=82" target="_blank">Radikal</a><br />
<a href="http://www.haber50.com/224925_Ebru-Tv-ye--Emmy--Odulu-.html" target="_blank">Haber 50</a><br />
<a href="http://www.bugun.com.tr/haber-detay/79164-ebru-tv-emmy-odulune-layik-goruldu-haberi.aspx" target="_blank">Bugün</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2009/09/27/ebru-tvye-3-emmy-odulu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://media.samanyoluhaber.com/media/habervideo/2009/09/27/3.flv" length="5537321" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Dualar</title>
		<link>http://yediyol.com/index.php/2009/08/21/dualar/</link>
		<comments>http://yediyol.com/index.php/2009/08/21/dualar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 02:11:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Shibumi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yediyol.com/?p=228</guid>
		<description><![CDATA[Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim! Hayatımızı ve ölümümüzü salih kullarına lutfettiğin bereket, nimet, ulvi güzellikler ve sana vuslat ile müzeyyen ve mükerrem kıl!&#8230;
Âmîn&#8230; Âmîn&#8230; Âmîn&#8230;
Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi lima sebeka ven nasırıl hakki bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim! Hayatımızı ve ölümümüzü salih kullarına lutfettiğin bereket, nimet, ulvi güzellikler ve sana vuslat ile müzeyyen ve mükerrem kıl!&#8230;<br />
Âmîn&#8230; Âmîn&#8230; Âmîn&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi lima sebeka ven nasırıl hakki bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve eshabihi hakka kadrihi ve miktarihil aziym.</p>
<p style="text-align: justify;">Allahım! Sen ölümlerin en güzeli ile bizi huzuruna al Allahım! Ölümümüzü her türlü şerden kurtulup rahata erme vesilesi yap Ya Rabbi! Allahım! Bizleri Sen&#8217;i çok zikreden, Sana çok şükreden, Sen&#8217;den çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana karşı saygı ile dopdolu olan,ahu efgan edip dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden kullarından eyle.. amin</p>
<p style="text-align: justify;">Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedin innurizzatiyyi ves sirris sari fi sairil esmai ves sıfat.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey her garibin sahibi, benim hem dünyada, hem ahirette dert ortağım Sensin. Canımı Müslüman olduğum halde al, ıslah eyle. Dert ve şikayetlerin son durağı, isteklerin gayesi de Sensin. Sen şu isteklinin göz yaşına merhamet et.<br />
Rabb&#8217;im Sen yegane sahip iken ben kime sığmayım?<br />
Amin</p>
<p style="text-align: justify;">Allah&#8217;ım! Sen benim küçük ve büyük olan, önce ve sonra işlemiş olduğum, açık ve gizli işlediğim bütün günahlarımı bağışla ya Rabbi! (Müslim, Salat, 216) Allah&#8217;ım! Dünya ve ahiret darlığından Sana sığınırım.</p>
<p style="text-align: justify;">ALLAH&#8217;A (CC) şöyle dua edebiliriz; Ey bütün sebepleri elinde tesbih gibi çeviren Kudreti Sonsuz! Sen&#8217;den talebinden bile âciz olduğumuz lütuf kapılarını biz nâçâr kulların için de aralamanı; dünya ve ukbâ saadetine vesile olabilecek şekilde sebepleri bizim için de musahhar kılmanı diliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yâ Rabbî! Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle. Ey ihsânı çok olan Rabbim! Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.<br />
Ey affetmeyi seven Rabbim!<br />
Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.<br />
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı! Bizi hidâyete çıkar.<br />
Âmîn&#8230; Âmîn&#8230; Âmîn..</p>
<p style="text-align: justify;">Alıntı: <a title="Zaman Gazetesi" href="http://www.zaman.com.tr" target="_blank">Zaman</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yediyol.com/index.php/2009/08/21/dualar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

